Yangın Kulesi, Ahmet Oktay

YANGIN KULESİ

Utkusuz kanat çırpışlarıyla kuşlar
hiç durulmayan ve ansızın ölen gökte
göğün o korkunç çığlığı mavilikte
kuşlar
mıdır yüzlerini ayla yıkayanlar,

sorunsuz, usul ve titreyerek.
Gözleri resimsiz duvar, çiğnenmiş tütün,
donuk parıltısı sedeflerin göğsünde
içtikleri şarabı unutamam.
Kendiyle aldanan bir fırıldak, her otobüsle
kaçırılan evler, kadınlar ve çocuklar,
güvercinlere açılan bir kilise
söz anlatılmıyor sözle.

Denizin aldanışı da kumsal,
çakıl taşları, pembe bir yengeç
yengeç içimizden tembelce geçen
ve geçtiği yerde
kıpırtısız yağmur yağarak
gurur ve kinle aşkı öldüren.

Paltolar, fileler, çikolatalar
girer hiçliğe emin, vergisiz ve rahat
kapılar
dan.

İşte direkler, uzayan yol, ölü bahçeleri
günde bir kez girip, birkaç kez çıktığımız
cebimizde sinema bileti, elli kuruş, bir roman
daha korkunç ve düşman yapandır onları gece.
Geceyse
orospular, ağlayan bir ibne gözleri olmadan
enselenmiş bir cinayet taslağı ve
veronal.
Sinemalar bitti, içkiler bitti, insanlar bitti,
bulandırıcı leylak kokusu bulvarda,
duygan kayalar, küskün toprak, üreyen bankalar
sanki annemize ağıt, sanki acımak, sanki kanamak,
durmakta çılgın bir devingenlikle ay
ay bir çantadır hiç dolmayan
faturalar altıncı icralarla ey,
dokunan, durmadan dokunan ipliklerle
dizilen harflerle ve dönen rotatifler
yani kanla
kan.

Bir kule telsizi, buruk yüreği, sıkıntısıyla bekler
her an bir yangın çıkabilir, her an,
çünkü hiç duyulmamış şarkılar gibi ağlıyoruz
çocuklardan, arka sokaklardan, hüzünden öğrendik bunu.
Sular çakıllarla, çakıllar toprakla sürer
gizi aydınlatılmaz bir bağlanımdır ağlamak
silahlı bir tutunuş düşülen yerde,
çünkü yangınlar üretir durmadan,
sanki bir ilk çağlar dişisidir
mermerlere, kayalara, anılara oyulan.
Bir adamla taksinin arasında kedi,
kule gözler, çünkü
uğursuzdur kediler,
çünkü bir yere varılmaz kapılar açılsa da,
zaten tıkanıktır ev ve deniz görmez
kirlidir bütün tabaklar, elmalar kuru,
sokak kadar yaşanmaz ve döğüşmez
üstelik hiçbir şarkı,
üstelik mutfakta havagazı vardır
kilerde ip.

Bir ses gibi kırılır bardak
kimse düşmez, kimse bakmaz, görülmez zaten,
bir kaç satırdır bütün kırılmalar:
bir eski şarkı, bir eski resim, bir imza.
İşte yağmur başlar,
boşalır titrek bir elden üşüten konyak
kule gözler.
Ağzı çiçeklerle süslü bir çocuk
yangın,
kadınlar köşebaşlarında, yataklarıda sevdiğimiz
doğuran, eriyen, boşanan, tezgâhta kadınlar
yangın,
bekâr odaları, yetersiz kemanlar, kırılan cam
suçüstü yakalanıyor bir pezevenk
yangın,
ilaçlar, ipler, tabancalar, sephalar
yangın,
işaret verildi bütün kulelerde
her yanda yangın

yangın, yangın, yangın, yangın.

Ahmet Oktay Yaşamı ve Eserleri

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s