Aphrodisias Antik Kenti

20170915_152741
Herakles tarafından kurtarılan Prometheus

Prometheus acı içinde haykırmaktadır. Zeus onu, insanlara ateşi verdiği için korkunç bir cezaya çarptırmıştır: Hergün gelen bir kartal, Kafkas Dağları’na bağlanmış olan Prometheus’un ciğerini yemektedir. Herakles kartalı öldürmüş, kahramanı bağlayan ilk kelepçeyi açmaktadır. Herakles’in kendisine özgü aslan postu omuzunda, topuzu da yanındadır. Küçük bir dağ perisi (nymphe), elinde ucu kıvrık avcı değneği ile yukarıdaki kayalıkta belirmiştir.

20170915_150036.jpg
Zafer Tanrıçası Nike

Trophe taşıyan Nike; tiyatroda bulunmuştur. M.Ö. geç 1. yy. veya M.S. erken 1. yy. Antik Çağ’da tiyatroda sahneyi süsleyen heykellerden biri olan bu eserde kanatlı tanrıça, sağ elinde tuttuğu üst kısmı zırh süslemeli bir zafer direği ile birlikte gökyüzünden aşağı doğru inmektedir.

Bu eser Afrodisyas’ta üretilen en erken mermer yontulardan biridir.

20170915_152709.jpg
Herakles ve Antaios

Herakles, Libyalı dev Antaios ile güreşe hazırlanmaktadır. Herakles (solda), yay kılıfını çıkarmış, kırda duran ve payeye benzeyen heykele asmaktadır. Antaios (sağda), kulaklarını korumak amacıyla başını sarmaktadır; yanında ise güreş sahasında kullanılan yağ tenekesi durmaktadır. Ünlü bir güreşçi olan Antaios, Herakles tarafından yenilinceye kadar, ülkesine gelen ziyaretçilere kafa tutmuş ve hepsini öldürmüştür.

20170915_151358.jpg
Çıplak Kahraman Achilles M.S. 1.-2. yy.
20170915_151342.jpg
Çocuk Dionysos ve Satir M.S. geç 2. veya 3. yy.
20170915_151319.jpg
Kıvrımlı akantus bitkisi şeklinde akroter. M.Ö. geç 1. yy.

 

20170915_151020.jpg
Piseas, boksör. M.S. geç 3. yy.

Boksör, profesyönel bir atletin saç stiline sahiptir ve uzun, çivili, koyun derisinden yapılmış eldivenler giymektedir. Heykel, kendini yapan kişi tarafından imzalanmıştır: Polyneikes yaptı.

20170915_145950.jpg
Afrodisias Afrodit’i başı. M.S. 1.-2. yy.
20170915_150937.jpg
C.Julius Zoilos Anıtı M.Ö. yaklaşık 30
  1. Mneme : Hafıza ve hatıra.
  2. Meinos : Minos, yeraltı dünyası yargıcı.
  3. Zoilos : Kent giysili Zoilos.
  4. Pistis : Sadakat.
  5. Ar[ete] : Mükemmellik
  6. Asker
20170915_152638.jpg
İo ve Argos

Kılıç tutan güçlü bir kahraman, sandık gibi bir tabureye oturan yarı çıplak ve darmadağın genç kadına gözlerini dikmiş bakmaktadır. İkisinin arasında, sütundan bir kaide üzerinde küçük bir tanrıça heykeli durmaktadır (günümüzed ulaşmamıştır). Sahne, en çok İo’nun Argos tarafından gözetlenmesi hikayesi için kullanılan kalıba uygundur. İo, Zeus’un sevgililerinden biridir ve Argos, Zeus’un eşi Hera tarafından İo’yu gözetlemekle görevlendirilmiş bir devdir.

20170915_152600.jpg
Leda ve kuğu

Kuğu kılığındaki Zeus, Sparta prensesi Leda’ya tecavüze yeltenmektedir. Kuğu, açık kanatlarının ucunda durmakta, perdeli ayağını, mücadele eden iffetli Leda’nın bacağına bastırmaktadır. Küçük bir Eros, kuğuyu arkasından desteklemektedir. Bu birleşmeden büyük bir yumurta oluşacak, yumurtadan da Helen ve Dioskur ikizleri, yani Kastor ve Polydeukes doğacaktır.

 

 

 

 

20170915_151634
Nero ve Agrippina

Agrippina genç oğlu Nero’yu defne yaprağından bir taçla taçlandırmakta, elinde talih ve bereket simgesi olan bir boynuz taşımaktadır. Nero, Roma kumandanlarına özgü zırh ve pelerin giymiş olarak ve ayaklarının yanında duran miğfer ile betimlenmiştir. Kabartma, Nero’nun M.S. 54 yılında tahta çıkışını simgelemekte ve Nero’nun Agrippina’yı öldürttüğü yıl olan M.S. 59’dan önceye tarihlenmelidir.

 

 

20170915_151822
Dioskur olarak betimlenen prens

İmparatorluk ailesine mensup bir genç, kumandanlara özgü askeri pelerin ve zırh giymiş olarak atının yularından tutmaktadır. Bu kabartma, sol taraftaki kabartmada yer alan diğer prens figürü ile bir çift oluşturmakta ve iki kabartma ortalarındaki Claudius kabartmasını çerçevelemektedir. Figürler muhtemelen imparatorun öz ve evlatlık oğulları ve ardılları Britannicus ile Nero’yu betimlemektedir.

20170915_152252
Soylu kahraman ve av köpekleri.

Diadem takan soylu genç, atı ve iki av köpeğiyle birlikte ayakta durmaktadır. Solda, oval (ve yabancı bir orduya ait) bir kalkan, yapraksız bir ağaçta asılı durmaktadır. Ağaca uzun ve ince bir değnek dayanmıştır. Soylu kahraman muhtemelen bir kent kurucusudur. Bu kişi, Aphrodisiaslılar tarafından kentlerin kurucusu olduğuna inanılan Asur kralı Ninos olabilir.

20170915_152235
Apollon ve soylu kahraman.

Apollon, bir kehanet merkezinde, yanındaki üçayak ile birlikte, yüksek bir kürsü üzerinde oturmaktadır. Kendisine yaklaşan iki figürden kadın olanı, elini kaldırarak tanrıyı selamlamaktadır. Kadının yanındaki kahraman, seyahatte kullanılan bir pelerin giymiş, saç bandı veya krallara özgü bir diadem takmıştır. Kahraman, muhtemelen bir kentin kuruluşu hakkında Apollon’a danışmaya gelmiştir.

20170915_152208
Aineas’ın Troia’dan kaçışı.

Zırh giymiş Aineas, yaşlı babası Ankhises’i omuzlarında taşımakta, genç oğlu Julius’u da elinden tutarak ilerlemektedir. Üçü, yağmalanan Troia’dan kaçmaktadırlar. Arkada havada asılı duran figür, Aineas’ın annesi Aphrodite’dir ve grubun kaçmasına yardım etmektedir. Yaşlı Ankhises, içinde Troia’nın tanrısal atalarına ait heykelciklerin durduğu yuvarlak bir kutu taşımaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aydın İli’ne bağlı Karacasu ilçesinde yer alır. Adını aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’den alan Aphrodisias özellikle Roma çağında Aphrodithe tapınımı ile ünlenmiş antik bir kent olup, günümüzde de çok iyi korunmuş anıt yapıları ile Türkiye’nin en önemli arkeolojik yerlerinden biridir.

Sonraki devirlerde üzerine tiyatro yapılan höyük, M.Ö. 5000’lere kadar giden Prehistorik bir yerleşmedir. M.Ö. 6. yüzyılda Aphrodisias küçük bir köydür. İlk Aphrodithe tapınağı da bu devirde yapılmıştır. Bu görünüm M.Ö. 2. yüzyılda ızgara planlı kentin kuruluşu ile değişmiştir. Bu devirde kentte, yaklaşık bir kilometrelik bir alana yayılmış 15000 civarında insan yaşamaktaydı. M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Augustus Aphrodisias şehrini kişisel koruması altına aldı. Bugün ayakta kalan anıtlar ondan sonraki iki yüzyıl içinde yapıldı.

Tiyatro ve tapınak arasında etrafı sütunlarla çevrili iki meydan planlandı (Tiberius Portikosu ve Agora). Antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu ise kentin kuzey ucunda yer alıyordu. M.S. 3. yüzyılın sonlarında Aphrodisias Roma İmparatorluğunun Karia Eyaletinin başkenti oldu. M.S. 4 yüzyılın ortalarında da kentin etrafı surla çevrildi. M.S. 6. yüzyıldan itibaren bayındır halini ve önemini kaybetmeye başladı. Aphrodithe Tapınağı kiliseye dönüştürüldü. Küçük bir kasabaya dönen kent 12. yüzyılda tamamen terk edildi.

Bu kent antikçağın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltıraşlık ve tapınma merkezlerindendir. Bizanslı yazar Stephanos, kentin kuruluşunu M.Ö. 13. yüzyıla kadar dayandırmaktadır. Karacasu ilçesinin 12 km. güneydoğusunda bir Karia kenti olarak kurulan Aphrodisias, altın çağını Roma döneminde yakalamıştır. Bu dönemde olağanüstü güzellikte mermer heykeller ve yapılar inşa edilmiş ve Aphrodisias stili olarak bilinen bir sanat ekolü de gelişmiştir.

Yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda kentte mimarlık ve heykeltıraşlığın yanı sıra tıp ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapıldığı belirlenmiştir. Kentte görülebilecek başlıca yapı kalıntıları, M.S. 2. yüzyılda İmparator Hadrianus zamanında yapılan hamam, büyük havuzlu agora, M.Ö. 1. yüzyılda Tanrıça Aphrodite için yapılan tapınak, stadyum, tiyatro, tiyatro hamamı, odeon, piskopos sarayı, felsefe okuludur.

Bölge Bronz Çağı içinde önemli bir yerleşim alanıdır. Afrodisias Ören yeri içinde bulunan ve Arkeolojik araştırmalar yapılan Akropol ve Pekmez Tepe höyükleri, Bronz Çağının bütün tabakalarını kapsayan önemli buluntular vermişlerdir. İç Anadolu Bronz Çağı uygarlıkları ürünleriyle bir arada çıkan bu buluntular, bölgede gelişmiş ticaret ve kültür alışverişi olduğunu belgelemektedir. Ayrıca, Güzelbeyli Köyü sınırları içinde bir erken Bronz Çağı Nekropolü de tespit edilmiştir.

Afrodisias kazılarında, Akropol Tepe Höyüğü ve Afrodit Tapınağı çevresinde Demir Çağı, Lidya tipi seramik veren tabakalar, Arkaik ve Klasik Dönem yerleşimi tespit edilmiştir. M.Ö. birinci bin yıl içinde bölgenin en önemli Antik Kenti olan Afrodisias’ta Ön Asya kökenli Tanrıça İştar, Asterte, Anadolu kökenli Tanrıça Kybele ve Grek kökenli Tanrıça Afrodit kültlerinin birleşmesinden oluşan doğa ve bereket tanrıçası nitelikli ‘Afrodisias Afrodit’i kültü gelişmeye başlamış ve Afrodit Tapınağı kurularak şehir bir kült (inanç) merkezi haline gelmiştir.

Geç Helenistik Dönemde bölgede iki antik şehir gelişmeye başlamıştır. Afrodisias ve Plarasa Antik Kentleri Roma Döneminde, özellikle Julius Claudius ailesinden gelen imparatorlar döneminde hızla gelişmişlerdir. Roma tarafından ayrıcalık ve özerklik tanınmış ve iki şehir ortak sikke basmışlardır. Afrodisias, yakın çevresinde bulunan mermer ocaklarının kullanımı ile önemli bir plastik sanatlar merkezi haline gelmiştir. Öyle ki, kent sanatçıları kendilerine özgü “Manierist Stil” denilen yontu ekolünü yaratmışlardır. Bölge M.S. 4. yüzyıla kadar gelişmeye devam etmiş ve önemini korumuştur.

Bizans Dönemi’nde Afrodisias Karia Bölgesi Baş Piskoposluğu haline getirilmiştir. M.S. 6–11. yüzyıllarda bölge siyasi, dini ve ekonomik sıkıntılarla Vizigot ve Arap akınları yüzünden önemini yitirmiştir. Bizans kaynaklarına göre 11–13. yüzyıllar arasında bölgeyi dört kez Selçuklular ellerine geçirmişler ve Karacasu toprakları Türkmen boylarınca iskân edilmiştir. Böylece bir süre Menteşe Beyliği, daha sonra da Aydın Oğulları egemen olmuşlardır. 1413 tarihinde II. Murat Karacasu topraklarını Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır. 1867 tarihinden itibaren de Karacasu İlçesi olarak Aydın’a bağlanmıştır.

 

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s