Turgut Uyar gitmiş…, Halûk’a Mektuplar, Bilge Karasu, Halûk Aker

TURGUT UYAR… GİTMİŞ

Ankara, 25.04.1968

Halûkçuğum,

Yazarken iyi yazmak istediğin için hiç yazmıyormuşsun. İyi. Sanır mısın ki ben de başka şey yapıyorum? Birtakım yerlere hemen, kolaylıkla yazarım. Konuşmaktan farksız bir iştir yazmak, öyle zamanlarda. Başkalarına ise, yazdığımın farkına vara vara yazarım. Yani edebiyat adamı olduğumuz aklımıza gelir. Oysa o yazdığımız kişi canımızın içiymiş, bizi yalnız yazılı halimizle değil, sözlü halimizle de bilirmiş… Enayilik ama gene de vazgeçemiyoruz yazar özeninden. Belki de iyi, ayrıca. Kim bilir?

Sana çok önce yazmak istedim. Yordam‘ı (1) aldım, yazdığını okudum, bir tuhaf oldum. Ben bunlara lâyık mıyım ki? dedim. Değilim dedim. Sağ olsun dedim. Ortalık iyice karıştı anlayacağın (kafamdaki ortalık tabiî). Utandım, bir bakıma. Yazmadım. Çünkü o zaman saçmalayacaktım. Şimdi sana teşekkür etmekle, kocaman teşekkürler etmekle yetiniyorum. Geldiğinde gözlerinden, yanaklarından, benim usul öperim.

Çünkü GELECEKSİN. Güven (2) yazmış ya, ben de söyleyeyim. Püsküllüoğlu (3)  ile konuşuyordum bir iki hafta önce. Seni sordum, bekliyoruz, dedi, hem de heyecanla, sabırsızlıkla. Daha ne olsun? Gelmezseniz gazetelere demeçler verir, Orhangazi’nin tepesine çıkar açlık grevi tutarım. İyi mi? Hem ayağınızı artık biraz daha çabuk tutun. Yılı oldu, daha ne kadar bekleyeceğiz? (Şimdi içinden diyorsundur ki, bu lâfı bir başkası söylese ağzına ederim, sanki biz burada gül devşiriyoruz, ama B. ağabey bunu bilmez değildir ya…) Bilmez değilim elbet, bunları söylediğime göre. Ama gül de devşirsen, daha mutlu olmazdın Halûk. Birkaç kişinin yaşayışına bir şey getirebildinse azımsama. Ardında birkaç ağaç bırakıyorsan azımsama. Ağaçların baltalanması, insanlarda bıraktıklarının silinmesi korkusunu bırak. Ona varana kadar neler olmuyor ki!

Türkiyede Çağdaş Düşünce Tarihi‘ni  (4) çıkalı beri alamadım, almağa kalktım, parama kıyamadım. Oysa Ülken (5) hocamdır, severim, çok severdim o zaman da, kitaplarını alırdım. Ama… Sen oku da, ardından ben ne yaparım, sözlerine göre kararlaştırırız. Ben son aylarda (anamın kırığı da çok etkiledi tabiî okumamı) az okudum ama, her biri, 500 – 600 sayfalık kitaplar (çoğu öyle). En son Malraux’nun (6) Antimémoires’ını (dergilerde sözü edildi, rastlamış olacaksın), Rousseau’nun (7) Eşitsizlik üzerine söylevini, o çok sevdiğim, yazışını kimi zaman kendi yazışımla karıştıracak ölçüde kendime benzettiğim, Fransa’da oturup fransızca yazan İspanyol yazarı Semprun’un (8) yeni kitabını (Baygınlık) okudum, şimdi de Brecht’in (9) Varlık’ta (10) çıkmış Canavar‘ını bitiriyorum. Buyrukçu’nun (11) Kavga’sı çok bekledi, onu okuyup çocuğa iki satır yazmam gerekir. Arkasından Devlet Ana (12), onun yanında da daha ufarak teferek bir iki kitap. Biliyor musun, bu kocaman kocaman, her zaman da kocamanlığı ölçüsünde doyurmayan kitaplar bir yerde yorucu oluyor. Herkes Malraux (13) gibi yazmaz 615 sayfa. İşte o zaman, Brecht (14) gibi kuru bir adamın kısa anlatıları, her zaman “yatmasan” da, adamın içine bir serinlik salıyor.

Anam cumartesi günü İstanbul’a gitti. Yalnızım. Seçimlere gelmesini istiyorum. Biraz burada kalacak, sonra gene yollayacağım İstanbul’a. Yaz sonuna dek kalsın isterse. Bu arada ben de bir yerlere gideceğim. Ya Fransız arkadaşlarımla birlikte, ya da, Karadeniz köyüme. Ama yazmak için. Başka bir şey yapmayacak, başka yerlere gitmeyeceğim. Deniz, kitap, yazı. Ne kadar dayanabilirsem, (paraca), çünkü bu kış, yazıdan yana gerçekten verimsiz oldu. Gene de bir sürü ıvır zıvır var ortalıkta. Ama kulak asma. Kitabımdan herhangi bir haber almadığım için artık unuttum. Çıktığı zaman (o da çıkarsa tabiî), sizden rica edeceğim. Birer kısa yazı yazın, kitap eskidi, artık başka bir şey yazmayacağız deyin, ancak zamanında çıksaymış, fena olmazmış. Bari öyle bir şeyle öcünü alalım kitabın. Beceremedim. Bu yukarıda söylediğimin şaka olmasını istiyordum. Bir boka benzemedi. Diyeceğim, kitaba bir ölü övgüsü yazmanızdı… Gene olmadı. Tiret!

Ankara’ya gelirseniz, bana misafir olur musunuz?
Selvi’ye bayılırım, hem de nasıl! İstanbullu olduğumu unutuyorsun çocuk. Hem de ölüm kafalı bir İstanbullu. Mezarlıkların selvileri çocukluğumun gözünü dolduran tek ağaçtı galiba. Çınarları sonradan öğrendim, ilk sorduğum, bellediğim selviydi. Ama bu selvimi görmek için seni de yanıma katmam gerekecek oraya gittiğimde. Önümüzdeki yaz gidelim mi? Sağsak tabii.

Ankara’da ev bulmak kolay değil ama güç de değil (on yıl önceki gibi, örneğin). Bulmasına buluruz. Tek siz gelin. Oya’ya (15) söyle, mırın kırın etmesin, kedisini alırım elinden. Benim Mırık (16) gene çıktı gitti, bir daha da gelmedi. Yani kedilerini seviyorsa, biraz da ağabey sözü dinlesin.

Turgut Uyar (17), emekliliğini istemiş, İstanbul’a gitmiş. Yerleşmeğe. Miş’li konuşmamın sebebi, kendisinden emeklilik yanını ancak şöyle bir işitmem, asıl haberi dairesinden almam. Bize geleceklerdi bir akşam. Her zamanki “kaçamak yalancılığıyla” bir şeyler geveledi. Ben, koca aptal, inandım dediklerine. Meğer bu arada kalkıp gitmişler İstanbul’a. Hayırlısı, inşallah istediği mutluluğu bulur. Çok sıkılıyordu artık. Bir tek gücendiğim şey var, sana söylemekte sakınca yok: Bir eyvallah da diyemezler miydi? Demek bir allahaısmarladık bile ağır geliyor insana bir gün gelince… Gene saçmalıyor muyum yoksa? Elbette. Böyle şeylere başka gözle bakmalı. Bir türlü beceremiyorum da. Her zamanki gözümle bakıyorum her şeye. Ne kötü… Belki de işler hiç de düşündüğüm gibi değil.

Ninem, bugünlük bu kadar, ikinizin de yanaklarından, gözlerinden öperim. Geciktirmeyin artık gelişinizi. Yazın da, daha sık… E mi? Uğur’un (18) da gıdısını elimin en hafif dokunuşuyla sevdim gitti. Ulan biraz daha yazarsam hüngür hüngür ağlayacağım. Kediye değil ha! içlendim şimdi. Get be! Ne oluyoruz?
Sevgiler, bir daha.

***

1. Haluk Aker, “Dergilerde” , Yordam dergisi, sayı 18, Bahar 1968, s. 69.

2.  Güven Turan, şair, yazar. Gerze, 02.12.1943 doğumlu. Samsun Maarif Kolejini (1964), DTCF’nin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü (1968) bilirdi. Devinim 60 ile Alan 67 dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. İlk çalışmaları Dönem, Devinim 60, Yordam, Soyul dergilerindcdir. 1976 – 1995 yılları arasında İstanbul’da kurucusu olduğu bir reklam şirketinde çalıştı. Şiir, öykü, roman ve eleştiri İmlerinde verimli çalışmaları olan Güven Turan, halen Yapı Kıcdı Yayıncılıkta danışman olarak çalışmaktadır. * Güven’le tanışıklığımız 1964 yılına gider. Yükseköğrenim için geldiği Ankara Ulus’ta bir otel odasında kalıyordu. Birlikte edebiyat sorunlarını bu otel odasında çok tartıştık! Dergiciliğimiz döneminde sert, kırıcı tartışmalarımız da oldu, hiç küsmedik, ilişkilerimizi koparmadan bugünlere getirmeyi başardık. Güven’le okul sonrası Ankara’da Küçükesat’ta aynı sobalı apartmanın alt üst katlarını paylaşmıştık. Ben askerden dönmüştüm, o yeni başlamıştı. Ailesini de Ankara’ya getirmişti. Benim çocuklar o apartmanda doğdular. Annesinin çocuklar üzerinde çok emeği geçmiştir. Bize mis gibi mantılar ve su börekleri yapardı. Sonra Kavaklıdere’de o yokuşlu sokakta bir ev ara ile yan yana oturduk. Umulmadık çıkışlarına ve tepkilerine alıştırmıştı bizi. Yayımlanmış yapıtları: Dalyan (roman), Derinlik Yayınları, İstanbul, 1978; Güneşler… Gölgeler… (şiirler), Derinlik Yayınları, İstanbul, 1981; Peş (şiirler), Yazko, İstanbul, 1982; Yalnız Mısın? (roman), Özgür Yayın-Dağıtım, İstanbul, 1987; Kendini Okumak (Denemeler Eleştiriler), Eleştiri Yayınevi, İstanbul, 1987; Düş Günler (öyküler), Afa Yayınları, İstanbul, 1989, ikinci basım: Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1998; Sevda Yorumları (şiirler), Şiir Atı Yayıncılık, İstanbul 1990; Bir Albümde Dört Mevsim (şiirler), Korsan Yayın, 1991; Soğuk Tüylü Martı (roman), 1992; Ikaros ‘un Uçuşu (şiirler), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1993; Toplu Şiirler (1963-1993 arası şiirlerin toplu basımı), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995; Bir Dize (şiirler), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1996; Yazıyla Yaşamak (Denemeler), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1996; Gizli Alanlar (şiirler), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1997; Görülen Kentler (şiirler), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1999.

3. Ali Püsküllüoğlu (Kadirli, 1935). Uzun yıllar Türk Dil Kurumunda uzman olarak çalıştı. Emekli olduktan sonra Sözlük çalışmalarına yöneldi. Çok sayıda sözlük hazırladı: Türkçe Sözlük (Yapı Kredi Yayınları, 1995), Arkadaş Türkçe Sözlük (Arkadaş Yayınları, 1994), Edebiyat Sözlüğü (Özgür Yayınları, 1996), Öz Türkçe Sözlük (ABC Kitabevi, 9. baskı, 1989), Öz Türkçe Kılavuzu (ABC Kitabevi, 1990), Türkçenin Argo Sözlüğü (Özgür Yayınları, 1996), Türkçedeki Yabancı Sözcükler Sözlüğü (Arkadaş Yayınları, 1997) vb… Şiir kitapları: Pembe Beyaz, İstanbul, 1955; Aydınlık İçinde, İstanbul, 1956; Karanfilli Saksı, İstanbul, 1958; Uzun Atlar Denizi, Gim Yayınları, Ankara, 1962; Sırtımızda Kızgın Güneş, Ap Yayınları, Ankara, 1965; Unutma Onları, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1976; Yaz ve Yağmur, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1978; Gül, Sevgili Yurdum, Varlık Yayınları, İstanbul, 1984; Bektaşi, Cem Yayınevi, Istanbul, 1990; Eskidikçe, Cem Yayınevi, İstanbul, 1992; Seçilmiş Şiirleri (1950 – 1995), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1996; Babadat (Toplu Şiirler, 1950 – 1997), Arkadaş Yayınevi, Ankara, 1998. * Ali Ağabeyle Türk Dil Kurumu’nda birlikte çalıştık. Bana her zaman ağabeylik yaptı. Bilgisini, görgüsünü paylaşmaktan kaçınmadı. Ankara’ya her gittiğimde onu arar, görmeye çalışırım.

4. 5. Çağdaş Düşünce Tarihi, Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken’in (1901-05.06.1974) yapıtı.

6. André Malraux (Paris, 03.11.1901 – Créteil, 23.11.1976).

7. Jean-Jacques Rousseau (Cenevre, 28.06.1712 – Ermenouville [Paris], 02.07.1778).

8. Jorge Semprun (Madrit, 10.12.1923), Ispanyol asıllı Fransız yazarı. Babası hukuk profesörüydü. Kendisi diplomatlık yaptı ayrıca Toledo valiliğinde bulundu. Ispanyol İç Savaşından bu yana Fransa’da yaşıyor. Direniş hareketine (Resistance) katıldı. 1943’te Buchenwald Toplama Kampına götürüldü. 1945’te Paris’e döndü. 1953’ten sonra yasaklanmış olan İspanya Komünist Partisinin yönetim kadrosunda yer aldı. 1964’te bu partiden ayrıldı. 1988’de İspanyanın Kültür Bakanı idi. * Sade bir dille yazdığı romanlarında, anılarını, karşılaşıp tanıştığı kişileri, kişisel ve toplumsal trajedileri hiçbir şey katmadan ve çıkarmadan bir biçimde yoğun etkileyicilikle anlatır. Senaryolar da yazmıştır. Örnek olarak A. Resnais’in “ Stavisky” si ile Costa-Cavras’ in “Z”si gösterilebilir.

9. Bertolt Brecht (Augsburg, 10.02.1898 Berlin, 14.08.1956).

10. Varlık Yayınları. Yaşar Nabi Nayır (Üsküp, 1908 15.03.1981) tarafından 30’ lu yıllardan başlayarak yayımlanan Varlık dergisi ile kurduğu Varlık Yayınlarınca yayımlanan kitaplar büyük bir gereksemeyi karşıladı. Bütün bir Anadolu’ya yayılan söz konusu yayınların, özellikle öğretmenlerin ve öğrencilerin okuma alışkanlığı edinmelerinde önemli bir payı oldu.

11. Muzaffer Buyrukçu (Fertek [Niğde], 1928).

12. Devlet Ana, Kemal Tahir’in (1910 – 21.04.1973) romanı.

13. André Malraux (Paris, 03.11.1901 – Créteil, 23.11.1976).

14. Bertolt Brecht (Augsburg, 10.02.1898 Berlin, 14.08.1956).

15. Oya Emel Aker, eşim. Evlenmeden önce ürünlerini Oya Emel Eyş adıyla Soyut, Dönem, Yordam dergilerinde yayımlamıştı. 1963 yılında İstanbul’da tanışmıştım. Sürekli yazışıyorduk. Ben Adıyaman’ın Terman köyüne gittiğimde kendisine bir mektup yazarak evlenme teklifinde bulundum. Kendisini Adıyaman’ ın Gölbaşı kavşağında karşıladım. Adıyaman’da nikahlandık. Terman köyü muhtarı hem şahidimiz oldu hem evlenme cüzdanımızı düzenledi.

16. “Mırık” , Bilge Karasu’nun “ Sekiz”den sonraki kedisi.

17. Turgut Uyar (04.08.1927 – 22.08.1985). Çağdaş Türk şiirinin unutulmaz şairi. Tanımaktan büyük onur ve mutluluk duyduğum Turgut Uyar’la yeterli ölçüde ilişkileri geliştiremedikti. Ankara’da o zamanlar Selanik Caddesinde bulunan Kağıt Selüloz Sanayii’nin bürosuna gittiğimde, orda çalışırdı, üç dört cümle ya konuşur ya konuşmaz, karşılıklı biribirimize bakar, karşılıklı susardık. Bunu, bu duyguyu sözcüklere dökmek şimdi bana olanaksız geliyor. Umulmadık ölçüde duyarlı, o ölçüde çekingen bir insandı.

18. “Uğur” , eşim Oya’nın kedisi.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s