Bilinmeyen Değer Romanı’nın Ana Hatları, Hermann Broch

 

Bilinmeyen Değer, Hermann Broch
Bilinmeyen Değer, Hermann Broch

Entelektüel -“entelektüel” sözcüğü burada en radikal anlamında anlaşılmaktadır- insanın, yani yaşamı saf bilgiye odaklanmış o insanın romanı.

Elbette, “zamanın anti-entelektüelliği” gibi çokça aşınmış bir moda slogan bile, gerçekten var olan bir duruma işaret ediyor: Bir dizi entelektüel değer, ki bunların arasında sanatsal değerler en son sırada değildir, savaş öncesi burjuva dünyasında sahip oldukları egemen konumu yitirdi ve yerlerini başka üstün değerler aldı. Ama bütün sloganlar gibi bu da, hatta bu hepsinden daha fazla, şeytanın araçları arasındadır, çünkü tinsel olan her şeye karşı mücadele yürütülmesine izin verir. Bu şekilde çoğunlukla ve çoğunlukla da bilerek, yeni çağın üstün değerlerinin -ister siyasette, ekonomide, teknolojide ya da başka bir yerde görülsünler- önceden olduğu gibi şimdi de tinsel olarak belirlendikleri gözden kaçırılır ve bilgiye ulaşma çabasının asla, estetize edilmiş burjuva çağının bir özelliği almadığı, aksine tüm insanlarda vazgeçilmez biçimde doğuştan bulunduğu ve şimdi olduğu gibi, başka son derece büyük çıkarların kütlesi tarafından üstü örtülmüş gibi görünse de öyle kaldığı, bir o kadar bilerek gözden kaçırılır.

O yüzden bu romanın önüne koyması gereken birinci sorun, burjuva olmayan -bu örnekte yan proleter- bir insanın saf entelektüel bilgiye dayalı bir yaşama yönelmesinin önkoşullarıyla ilgili sorundu. Dolayısıyla o ortamdan çıkan çocuklara, çevreye bağlı zeminde yaşamın çeşitli biçimlerde somutlaştırılmasına izin veren bir aile ortamı kurgulandı. Buna göre Richard Hieck’in entelektüel yaşamı, bu açıdan bakıldığında, çeşitli olasılıklar arasındaki varyasyonlardan sadece biridir ve eğer roman daha geniş işlenmiş olsaydı, bu durumda zaman içinde bir tür genel bakışa ulaşmak için, ana karakterin yaşamının yanı sıra, kardeşlerinin yaşamı da dikkate alınmak zorunda kalınacaktı.

Bir entelektüelin, bu örnekte bilimsel bir insanın romanı, bilgi alanında o insan tarafından işlenmiş olan bilimsel materyalin, okurun önüne serilmesinden ibaret değildir. Edebi eser olarak anılma iddiasında olan bir şey, ruhun en basit temel içgüdüleriyle, doğum ve ölümle, aşk, doğa ve sosyal bağlılıkla, bunların ifade biçimlerinin ilk sembolleriyle ilgilidir, ama bilimsel materyalle ilgili değildir: Dolayısıyla matematikçi Richard Hieck’in romanı matematikle, o ruhsal asli kuvvetlerin kristalizasyon noktası haline geldiği ölçüde, diğer bir deyişle ruhsal olayların mekaniği içinde bizzat sembol değerine sahip olduğu ve matematiğin bilgi süreci, daha derin ruhsal dinamik olarak hizmet ettiği ölçüde ilgilenmelidir.

Her saf bilgi çabası sonuçta Platonik bir dünya görüşünü, yani ampirik dünyanın, bilgilenen benlik tarafından tamamen egemenlik altına alındığı ve öğelerine ayrıldığı bir dünya görüşünü hedefler. Dinsel altın çağ dönemlerinde bu çaba sosyal bir fenomen haline gelir, bu dönemlerde, bağlayıcı bir kozmogoninin varlığı dolayısıyla dünyaya egemen olma, en geniş genelgeçerliliğe sahiptir. Buna karşılık dinselliğin düşük düzeyde olduğu zamanlar, bilgileneni izole eder, onu dünyaya egemen olma görevinde tek başına bırakır, topluluğu ortadan kaldırır ve dinsel olanı ruhun mistik yalnızlığına sürgün eder.

Bilgi, entelektüel bilgi, her şeyden önce rasyonel ve bilimseldir. Orta Çağ entelektüelinin emrinde, daha üst organizasyonu içinde bütün diğer münferit bilimlerin de içinde yer aldığı, teolojinin rasyonalitesi vardı. Fakat rasyonel olan tarafından üstesinden gelinemeyecek geri kalan bilgi ise, sadece bilginin sosyal etkinliğini sağlamakla ve entelektüeli sosyal topluluğa bağlamakla kalmayan, aksine ona tam da bu yüzden kişisel becerisini, bilgi çabası ile uyumlu hale getirme olanağı da sağlayan, inancın genel bağlayıcı temel atmosferi içinde doyum buluyordu.

Teolojik ilke ve kurallar sisteminin bütününün ortadan kaldırılmasıyla birlikte, entelektüel, bilgi arayan insan, artan bilimsellik ve matematikleştirme ile birlikte, rasyonel olan tarafından üstesinden gelinemeyecek bilgi kalıntısı için giderek daha az olanak bırakan münferit bilimlere havale edilmektedir: Matematik, tümüyle kendi başının çaresine bakan, genellemeli bilgi alanının modelidir.

Buradan romanın, ana karakter Richard Hieck’in esas yaşam sorunuyla örtüşen ikinci ana sorunu ortaya çıkıyor: Kendini bilime adamış bir insan, üzerinde yükseldiği temele. dayanarak -aksi halde zaten münferit bilime de varamazdı- ulaşmaya çabaladığı ve çabalamak zorunda olduğu o genel sonuca nasıl varabilir? Diğer bir deyişle, münferit bir bilim dalından hareketle, rasyonel olarak üstesinden gelinemeyecek (ölümün, aşkın, hemcinsin büyük sorularında tezahür eden) bilgi kalıntısının çözümüne nasıl ulaşabilir?
Bunun bir yolu var mıdır?

Çözümün, insanın esas varlık temelinden hareketle gerçekleşmesi gerektiği açıktır. Burada doğal olarak söz konusu olan, çocuğun bilgi çabasını ve matematik tutkusunu uyandırmış olandır. Richard Hieck, bilimin değişen sınırlarının, yani bu örnekte sonsuzluğun matematik problemlerinin, aynı zamanda sonsuz yaşamın da problemleri olduğunu umarak, önce çözümü matematik alanından hareketle bulmanın nafile çabası içindedir. Fakat aşk tecrübesi karşısında, bu yoldan yürünemeyeceğini anlar ve eğer ruhsal durumu, küçük erkek kardeşinin ölümüyle uygun bir değişime uğramamış olsaydı, olasılıkla bu doğru yolu ‘hiç bulamayacaktır. Kardeşinin cesedi önünde, kendi varlığının kökensel bilgi kaynağı onun için görünür hale gelir ve rasyonel ve bilimsel bilginin, daha büyük ve aynı zamanda daha saf bir bilginin, kanıtsız ama yaşamı ve ölümü, rasyonel ve irrasyonel olanı kapsadığı için yine de açık olan, gerçekten mistik bir bilginin sadece bir parçasını temsil ettiğini kavrar.

Burada, matematikçi Richard Hieck’in ruhunda ufak ölçekte gerçekleşen şey, en genel anlamda her türlü mistisizmin özünü oluşturan aynı çabalara tabidir. Ona Çağ skolastik felsefesinin ortadan kaldırılması büyük ölçüde mistik çabalar aracılığıyla, benliğin yalnızlığına geri dönme aracılığıyla, kişisel olarak Tanrı tecrübesinin “kafirce” yaşanması yoluyla yeni bir mistik topluluk arama sonucu gerçekleşmiştir; bunlar, özellikle Alman mistik düşüncesine özgü olan ve doruk noktasına reformasyon döneminde ulaşan çabalardı. Ve eğer o zaman, yeni çağın ruhu olarak reformasyon, sonuçta ortak bir akımda toplanmış olan çok önemli ve önemsiz sınırsız zihinsel yaklaşımlardan ortaya çıkmışsa, bu durumda şimdiki zamanın oluşan ruhu da, yine bilgi çabalarından, her entelektüelin -en iyi anlamda entelektüel- nihai bilgi hedefleriyle girişmek zorunda olduğu tartışmadan doğabilir. Böyle biri olarak Richard Hieck, geleceğin şekillendirilmesi çalışmasına katılan o küçük hamallardan biridir.

Çünkü gelecek daima aklın ve bilginin bir fonksiyonudur.

Yorumun aslı Yale University Library’de (=YUL) bulunmaktadır ve içerik olarak birbirinden ayrı olmayan daktiloyla yazılmış iki farklı metin halinde mevcuttur (3 sayfa ve 2 sayfa olarak). Oluşum tarihi: Kasım 1933. Birinci baskı: Hermann Broch, Bilinmeyen Değer ve Erken Dönem Yazıları. Willa Muir’e Mektuplar’la Birlikte Zürih: Rhein-Verlag, 1961), s.168-171.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s