Yaşlı Gemici, Birinci Bölüm, Samuel Taylor Coleridge

Yaşlı Gemici

BİRİNCİ BÖLÜM

Yaşlı bir Gemici çıkıp önlerine
Durdurdu üçünden birini.
“Kır sakalınla, kor gibi gözlerinle
Niye durdurursun böyle beni?

Güveyin kapısı ardına dek açık
Ve yok benden yakın kimsesi;
Konuklar toplanmış, masalar donanmış:
Dinle, neşeden çınlıyor içerisi.”

Gemici sıska eliyle tuttu kolundan,
“Bir zamanlar bir gemi vardı,” dedi.
“Bırak beni, çek elini, sakallı kaçık!”
Gemici çekti hemen elini.

Ama mıhladı onu kor gibi gözleriyle;
Öyle kalakaldı Düğün Konuğu,
Dinledi üç yaşında bir çocuk gibi:
Gemici alt etmişti onu.

Oturdu bir taşa Düğün Konuğu
Ve dinledi elinde olmadan
Ve şöyle devam etti yaşlı Gemici,
Gözleri kor gibi yanan o adam:

“Rıhtımdan uğurlandık, sefere yollandık,
Çıkıp limandan açtık yelkenleri,
Ardımızda kaldı kiliseyle tepe,
Ardımızda kaldı deniz feneri.

Güneş doğdu sol yanımızdan,
Doğdu içinden denizin;
Işıdı var gücüyle ve ateşten yüzüyle
Battı sağda içine denizin.

Tırmandı daha yükseğe her gün,
Ta ki öğle vakti geldiğinde – ”
Burada dövdü bağrını Düğün Konuğu,
Çünkü müzik başlamıştı içeride.

Yaşlı Gemici 2

Girmişti odaya güzelim gelin,
Girmişti bir gül gibi göz alarak
Ve yürüyordu önünde şen çalgıcılar
Başları ileri geri sallanarak.

Dövdü bağrını Düğün Konuğu,
Ama dinledi elinde olmadan
Ve şöyle devam etti yaşlı
Gemici Gözleri kor gibi yanan o adam:

Yaşlı Gemici 3.png

“Ve sonra bir FIRTINA koptu
Dev gücüyle tutup savurdu bizi,
Düşüp son hızla peşimize
Güneye kovaladı gemimizi.

Direkler eğik, burnumuz batmış suya;
İnsan düşmanın sillesinden kaçar ya
Soluğunu ensesinde duya duya
Ve koşar başını hiç kaldırmadan,
Gemi öyle koştu, rüzgâr öyle coştu:
Kaçtık güneye hiç durmadan.

Yaşlı Gemici 4.png

Sonra bastırdı hem sis, hem kar,
Hava giderek soğudu çok;
Geçti yanımızdan, koca dağlar buzdan,
Öyle yeşil ki zümrütten farkı yok.

Yaşlı Gemici 5.png

Ve ardında karın, bir sıra yalıyarın
Yüzü duruyor, sessiz, kasvetli, ölü;
Yok canlıdan eser, bomboş öyle her yer:
Arada da yalnızca bir buz çölü.

Oraya baksan buz, buraya baksan buz,
Buzlar uzanıyor dört bir yöne;
Çatırdıyor, gürlüyor, uğulduyor, kükrüyor:
Kendinden geçmiş bir velvele!

Yaşlı Gemici 6.png

Sonunda sisi deldi, bir Albatros geldi,
Çıkageldi öyle bir yerlerden;
İyi yürekli bir Tanrı kuluymuş gibi
Bakıp selamladık hepimiz birden.

Hiç yemediği yiyeceklerden yedi,
Döndü tepemizde hiç durmadan.
Bir anda buz yarıldı, çatırdayıp ayrıldı;
Dümenci geçirdi bizi o aradan!

Çıktı güney rüzgârı, terk ettik oraları.
Albatros da düştü ardımıza,
Gelip yedi her zaman, ya da oynadı bir an
Gemiciler onu çağırdığında.

Sis, bulut demedi, direğe tünedi,
Geldi dokuz akşam geminin peşinden
Ve gece boyu, sis varken koyu,
Bembeyaz ışıdı Ay, beyaz sisin içinden.

Yaşlı Gemici 7

“Tanrı kurtarsın seni, yaşlı Gemici!
Nen var? Ne titretiyor her yanını?”
“Kaptım oklu tüfeği, çektim hemen tetiği,
Aldım ALBATROSUN canını.

Yaşlı Gemici 8

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s