Asya, Küçük Asya, Anadolu, Halikarnas Balıkçısı

Cosmos Map by Hesiodos
Map by Hesiodos

Çok eskiden “Asya” adı sadece Anadolu için kullanılırdı. İsa’dan 2000 yıl önce Hititler; Anadolu’ya “Assuva”, Mısırlılar ise “İasiye” diyorlardı. İsa’dan 900 yıl önce Homeros, İlyada’sının ikinci kısım, 461. dizesinde “Assiyos” sözcüğünü kullanıyor. Şöyle diyor:

“… Nasıl ki ilk yabani kazlar ‘Kaystros’un, yani Küçük Menderes’in yanında Assiyos meralarını çığrışlarıyla katediyorlarsa…”

Burada sözü edilen yer, Tmolos’un (Bozdağı’nın) güneyindeki ödemiş Ovasıdır. Homeros’tan çok önce, Lidyalıların Atyaes hanedanı, Asyas adındaki bir kahramanın kuşağından geldiklerini iddia ederler ve başlangıçta kentlerine Asya adını verirlerdi. Bu ad sonraları tüm Asya kıtasını kapsadı. Asya adının tüm kıtaya yayılma evrimi ise şöyledir:

Önceleri dünya üzerinde İki kıta tanınıyordu. Birisi Asya, öteki de Avropa (Ben “Avropa’yı yanlış olarak Avrupa yazmak zorunda değilim). Herodot ilk kez olarak Afrika’yı Lidya olarak andı.

Yukanda söylendiği gibi Homeros zamanında Asya adı Efes dolaylarına atfediliyordu.

Herhalde bu ad Lidya’dan yayıla yayıla çok eski zamanlarda oraya varmıştır.

Asya sözüne; yan evrimleşmiş bir Kibele, bir Ana Tanrıçadan başka bir şey olmayan Efes Artemisi dolayısıyla rasgeliriz. Artemis’in buyruğu altında kırk tane peri kızı vardı. Bunların yirmi tanesine “Asyalar”, diğer yirmi tanesine de “Okyanoslar” adı verilirdi. Troya savaşlarında Artemis’in Grekler tarafından değil, fakat Anadolulu Troyalılar tarafından alınması anlamlıdır.

İsa’dan önce 133 yılında Romalılar, Anadolu’ya sadece Asya adını veriyorlardı. Bergama Kralı Üçüncü Attalos Filomotor tarafından-, Misya, Karya, Frigya ve Lidya’ya Asya adı veriliyordu. Anadolu İ.Ö. yirmi yedinci yılda bir Roma bölgesi, yani prokonsüllüğü oldu. O zaman da adı sadece “Asya” idi.

Klasik yazarlar ve telifçiler hiçbir zaman Küçük Asya adını kullanmış değillerdir.

Küçük Asya deyimi İ.S. beşinci yüzyılda ilk kez olarak “Orosius” tarafından kullanılmıştır. Edebiyatta, Grekçe doğu demek olan “Anatoliya” adına İ.S. 10. yüzyılda Konstantin Porfirogenitos zamanında rasgeliniyor.

Biraz da; Asya sözcüğüyle ilgili bulunduğu için Avropa sözünün kaynağına bakalım. Avropa adına, İ.Ö. 8. ya da 9. yüzyılda yazıldığı ileri sürülen Apollon’a adanmış Homerik ilahide raslanır. Orada, Avropa adı ile anılan yer, Mora (Peloponesos) Yarımadası ve Ege adalarının karşı taraflarındaki yerlerdir.

Avropa ve Asya’nın ayn ayrı yerler sayılması İ.Ö. 5. yüzyılda Eskilos’un eserlerinde söz konusu oluyor, ilk kez olarak. Fakat bu iki sözcük de Grekçe değildir.

Daha önce de söylediğimiz gibi bu iki sözcük İsa’dan iki bin yıl önce Mısırlılar ve Hititler tarafından kullanılıyordu. Mısır ve Hitit dilleri ayrı ayrı dillerdir. İkisinin de aynı adı kullanmasından, Asya adının İsa’dan iki bin yıldan çok daha önce Anadolu’ya verilen bir ad olduğu anlaşılıyor. Babil ve Asur anıtlarında güneşin doğduğu yeri ifade eden “Asu” ve battığı yeri, yani karanlık diyarı ifade eden “Ereb” ya da “İrib” sözcüklerine rasgelinmektedir. Önceki sözden Asya, sonraki sözden Avropa sözcüklerinin çıktığını ileri sürenler vardır. Fakat bu durum kanıtlanmış değildir. Olsa olsa sadece doğru olma olasılığı bulunan bir varsayımdır.

İncil’in “Eski Ahit” ya da Tevrat’ın “tekvin” kısmının onuncu babı ve ikinci ayetinde “Yafet”, “Asya” adındaki tanrıça ile evleniyor. Asya bu evlilikte Yafet’e, Gömer, Maday, Yavan, Tubal, Meşek ve Tiras adlannda çocuklan doğuruyor. Birçok incelemelerden sonra Gomer’in Anadolu’ya gelen “Kimmerier”, Maday’ın “Midyalılar”, Yavan’ın “İyonlar”, Tubal’ın “Tibarenler”, Meşek’in “Moşyalılar” ve Tiras’ın “Etrüskler” oldukları anlaşılıyor.

Demek ki; Anadolu’da çok eskiden, yani tarihten çok önce Asya adında bir tanrıça vardı. Belki de Anadolu’nun asıl büyük Ana Tanrıçası sayılan Kibele’nin çok eski adı Asya idi…

Şunu unutmamalı ki, Anadolu’da baba Tanrıdan çok önce Ana Tanrıçaya tapılırdı. Anadolu kazılarında meydana çıkan insan tarafından yapılmış ya da yazılmış anıt, heykel, yazı ne varsa, en eskilerinden tutunuz da, taa günümüze kadar hepsinde, Ana Tanrıçanın etkilerini bulursunuz. Bu etki Yunanistan’a ve Avropa’ya da yayılmıştır.

Ana Tanrıçaya tapışın ana özelliği tanrıça ile birleşmekti. Bu durum Anadolu’dan “Fenafillah” (öldükten sonra dirilme) şeklinde doğuya ve batıya yayıldı.

Onun için Anadolu’nun asıl adı Asya’dır. Bu ad kıtayı kapsadıktan sonra Anadolu’ya Küçük Asya denildi. Anadolu sözü bir yer sözü değil, yalnız yerine göre bir yönün adıdır. Ne var ki bizdeki Anadolu sözü, yani anaların dolu olduğunu ifade eden söz, Anadolu’nun başlıca özelliği olan Asya ya da büyük ana sözüne bağlı olabilir.

Zamanımızda Asya ve Avropa’yı ayıran sınır hakkında “Ansiklopediya Britanika”nın verdiği hüküm şudur: “Günümüzde Avropa ve Asya’nın sınırları olarak kabul edilen çizgi tamamen keyfi ve ihtiyaridir. Jeografi bir gerçeğe dayanmaz.” Bu karara göre Anadolu’nun Asya kıtasına ait olup olmadığı şüphelidir.

Bu yazının pek eğlendirici bir okuyuş sağlamadığını biliyoruz. Ne var ki bunlar uzun incelemelerin ürünüdür. Varılan sonuçların kaybolmaması amacıyla buraya yazıldı.

Anadolu’nun tarihten önceki tanrıçası, hep “Anaç” ve “Steatopij”, yani pek büyük kalçalı şekilde temsil edilirdi.

Halikarnas Balıkçısı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s