Ahmet Haşim

Ahmet Haşim Eserleri

  1. O Belde, Ahmet Haşim

Ahmet Haşim Yaşamı

Bağdat’ta doğdu. Sekiz yaşında annesini kaybetti. 1895’te İstanbul’a geldi. Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Hukuk Fakültesi’ne girdi. Aynı zamanda Reji (Tekel) İdaresi’nde memur olarak çalıştı. Fransızca öğretmeni olarak İzmir’e atanınca, hukuk öğrenimini bıraktı. Maliye Bakanlığı çevirmenliğine geçince, tekrar İstanbul’a geldi. I. Dünya Savaşı’na yedek subay olarak katıldı. Savaştan sonra, Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik ve mitoloji, Harp Akademisi ile Siyasal Bilgiler Okulu’nda Fransızca öğretmenliği yaptı. Böbrek tedavisi için 1932’de Frankfurt’a gitti. Döndükten sonra İstanbul’da vefat etti.

İlk şiirini lise yıllarında, 1901’de yayımladı. 1909’da Fecr-i Âti Topluluğu’na girdi. Şiirlerini Servet-i Fünûn, Dergâh ve Yeni Mecmua dergilerinde; fıkra, söyleşi ve gezi yazılarını da Akşam, İkdam, Milliyet gazetelerinde yayımladı. Sembolist, empresyonist bir şairdi. Çocukluğunun, sanatı üzerinde büyük etkisi vardı. Annesi çok sevecen, babasıysa sert bir kişiydi. Annesi’nin ölümü üzerine, büyük bir yalnızlığa düştü. Şiirlerinde, annesine karşı duyduğu engin sevgiyi, yalnızlığını, küçük yüreğine zamansız düşen öksüzlük duygusunu duyurmaya çalıştı. “Sanat için sanat” anlayışını benimsedi. Ona göre, şiirle düz yazı birbirinden kesin çizgilerle ayrılır. Şiir “duyulmak” için, düz yazıysa “anlaşılmak” içindir. Şiirdeki güzelliğin kapalılıktan doğduğunu, şiir dilinin “müzikle söz arasında, sözden çok müziğe yakın” olduğunu savundu. Ön plana uyumu, ikinci plana anlamı aldı. Türlü anlamlara gelen, herkesi hoşlanacağı duygulara sürükleyen, anlam bakımından tam bir açıklık taşımayan, okuyucunun hayalini her an uyanık tutan şiire varmaya çalıştı. Batılı sembolistlerde olduğu gibi, görünen âlemin ötesinde, görünmeyen bir âlemin varlığına inandı. İnsanın iç ürperişlerini, akşam güneşinin renklerini, dizelerle resim yapan bir sanatın özelliklerini, ışıklı duygularla, renkli seslerle örülü bir kompozisyonu onda bolca bulabiliriz. Aşkla doğa, şiirlerinin en belirgin konularıdır.

Bütün şiirlerinde aruz ölçüsünü kullandı. Arapça, Farsça sözcüklere, tamlamalara, benzetmeli, istiareli, mecazlı anlatıma çok yer verdi. Son şiirlerinde, yalın bir dile yöneldi. Düz yazılarındaysa açık, anlaşılır, yalın bir anlatımı benimsedi.
Başlıca eserleri:
Şiir: Göl Saatleri, Piyale
Fıkra, söyleşi: Bize Göre, Gurâbâhâne-i Lâklâkân
Gezi yazısı: Frankfurt Seyahatnamesi
Şiirleri Şerif Hulisi, düz yazıları Mehmet Kaplan tarafından notlarla yayımlandı.

Reklamlar