Atilla Jozsef

Atilla Jozsef Eserleri

  1. Yedinci Adam, A. Jozsef

Atilla Jozsef Hayatı

Budapeşte’de doğan Jozsef, zor bir çocukluk ve ilkgençlik geçirdi.Fakir bir ailenin üç çocuğundan biriydi. Babası bir sabuncu, annesi ise hizmetçiydi. Babası, şair üç yaşındayken evi terk etti ve Amerika’ya kaçtı.Diğer iki kardeşiyle birlikte,annelerinin çocuklarına bakmak için insanüstü bir çabayla çalışmasına ve sonunda yorgunluktan hasta düşmesine şahit oldu. Annesinin hastalanması üzerine Macar Çocuk Esirgeme Derneği tarafından Ocsöd köyünden bir aileye evlatlık verildi.Evlatlık verildiği aile ona domuz çobanlığı yaptırdı ve ona Pista adını verdi. Orada 7 yaşına kadar yaşadı.Daha sonra annesinin sağlığına kavuşması ile tekrar onun yanına döndü ve onun ölümüne kadar eve katkı sağlamak için çeşitli işlerde çalıştı.Örneğin;sinemalar da su sattı. 14 yaşında annesini kaybetti. Attila József,bir şizofrendi ve ömrü boyunca pek çok kez ölmeyi denemişti.İlk intihar girişimini 9 yaşında yapmıştır.

Yazarlık dönemi

Bu dönemle birlikte kendini okumaya ve yazmaya veren Jozsef’in ilk şiirleri yerel gazetelerde görünmeye başladı.O dönem ülkenin en önemli edebiyat dergisi olan ‘Nyugat’ da şiirleri çıktı.17 yaşında ilk şiir kitabı olan “Güzellik Dilencisi”ni yayımladi.Bu kitapta yer alan ‘Baş Kaldıran İsa’ şiiri ile Tanrı’ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açıldı. Liseyi dışarıdan bitirerek, üniversitede edebiyat ve felsefe derslerine devam etmeye başladı. İkinci şiir kitabı “Haykıran Ben Değilim” 20 yaşında yayımlandı. Kitapta yer alan bir şiir yüzünden okuldan uzaklaştırıldı.Okuldan uzaklaştırılmasının sebebi ise faşizmin revaçta olduğu ülkede bu kitap devrimci olarak değerlendirilmiş olmasıydı bir profesör tarafından Önce Viyana Üniversitesi’ne, daha sonra Paris’te Sorbonne’a devam etti.Her iki üniversiteyi de bitiremedi ve sonunda ülkesine döndü ve Budapeşte Üniversitesi’ne devam etti.Üniversitede Marto Vago adlı kadınla tanıştı ve ona aşık oldu.Çok zengin bir ailenin kızı olan bu kadınla,aralarındaki sınıfsal farklılığa rağmen aşk yaşadılar.Ruhsal durumu pek iyi olmayan Jozsef bu aşkın sanrılarıyla mücadelede zorlandı ve sonunda uzun bir süre hastanede gözetim altına alındı.

Siyaset yılları

1930 yılında Macaristan Komünist Partisi’ne üye oldu. Ülkede faşizmin ağırlığını hissettirdiği dönemde parti çalışmalarında aktif olarak görev aldı.Kısa süre sonra partiyle fikir ayrılığına düştü ve sık görülen nöbetleri bahane gösterilerek partiden uzaklaştırıldı. 1931’de ruhsal sorunlar yaşarken yayımlanan “Yaz Geceleri” kitabı sakıncalı bulunarak hemen toplatıldı. 1932’de “Kenar Mahallede Gece”, 1936’da “Çok Acıyor” adlı kitapları çıktı.1935 yılında bir kez daha hastaneye kaldırıldı.

Ölümü

Şizofreni teşhisi koyulan Jozsef 1937 yılında kendini bir trenin altına atarak intihar etti.

 

ATTILA JÒZSEF

Çamaşırcı anam! Siyah
bir gülün rüzgârda
titrediği an’
sın. Bir tülbent
gibi emdim yıllarca,
sızdırdığın kederi. Bir düş
bir koku gibi sindirdim
ruhuma.

Kim bilebilir
bir kucaklayıştaki yabanıl
utancı ve çağıldayan
öfkeyi gözyaşında? Aç
oğuldan başka.

Belleğimdedi
hâlâ, delinip örselenmiş
belleğimde; kırılan
bir vitrayın sesi gibi: “Oturup
kalmıştın elinde fincan
ve hafif bir gülümseyiş
dudaklarında.”
İlk Melek
böyle mi görünmüştü
inanmışa?

Gündüzün övgüsü! Bahçenin
övgüsü! Koşuyor biri tarhların
arasından, koparmak için
bağrımdaki kapkara mührü. Ey yitik
sevgililer! Hanginizsiniz
Martha mı Flora mı? Bir tan
atımı ya da yaprağın
üzerindeki sabah
çiyi gibi.

Buydu tek istek.
Buydu özlem.
Oysa kucaklıyor beni
bir ırmak gibi delilik.

Tanıdım! Tanıdım! Güzün
sesi: Bir kanayış
gibi. Değdi değecek toprağa
bir yaprak: Çok Acıyor

Kırık aynada da evlatlığın
yüzü: Hüzün
ve dehşet
tüm geçmişinde: Çok Acıyor
Mevsim! Akıt ölülerini,
dudağındaki kanı sil. Yolcu
sarkmış camdan, bir gök
parçası her mendil: Çok Acıyor.

Sarıl bana doktor. İkizim
ol. Gezdirdim yeraltımda
seni. Döküldü çürüyen
dalın üstündeki kabuk.
Bir uçurumdu, öğrendik birlikte
her yeni sözcük. Hortlaksıdır
gördün ki kimi ruh.
Bölüş!
Bu çığlığım: Tarihin
ve zamanın dibinden
geliyor ve sesleniyor
umarsız soydaşına.

Bul beni
doktor. Giyindim işte kışın
ve yasın rengini.

Zalim gün! İlenç
var dilimde. Korku var
dilimde.

Dizelerimde
beyaz terörün, sıkıyönetimlerin
ve yoksulluğun lekesi.

Tanıdım! Tanıdım! İçimde
ilk yağacak karın sesi.

Uğurluyor beni, zamanın
kalbine, istasyondaki
her mendil:

Kapanmayan
yarasıyla doğandım.

Ahmet Oktay

Reklamlar