HAKKINDA

ET POETICA:

Şiir sanatının kendisinden ve değişik türlerinden, tek tek bu türlerin olanaklarından, sonra da güzel bir yapıtı gerçekleştirebilmek için öykülerin nasıl biçimlendirilmesi gerektiğinden söz edeceğimize, sonra da bu sanatı oluşturan parçaların sayı ve özellikleriyle bu incelemeyle ilişkili başka bütün konular üstünde duracağımıza göre, doğal düzeni izleyelim biz de ve işe başta gelenlerden başlayalım.”

Aristoteles Peri poetikes (Şiir Sanatı Üstüne) ya da yaygın adıyla Poetika‘sına bu tümceyle başlar.

İnsan tarihini ve insanı yaratan gücü düşünün ve bu gücün bütün kurgusunun elinizde olduğunu düşünün. İşte Aristoteles’in Poetika‘sı budur.

Bahsettiğimiz şey “poetica” sanatın ve estetiğin özü, canlı doğasından esinlenmiş teknikleri ve ona etkileridir.

Aklın genetik evrime öngörülemez müdahalesi.

AD BESTIARIUM:

Gladyatörler arenaya iki şekilde çıkarılırlardı;

  1. Ad Gladium (insan insana karşı)
  2. Ad Bestiarium (insan hayvana karşı)

Ad Bestiarium olan savaşlarda on gladyatörden biri hayatta kalabiliyordu.

Bu kelimenin bizim için anlamı ise; içimizdeki vahşi hayvanla olan savaştır.

***

Sanattan ve akıldan uzaklaşmak hayatta kalmanızı kolaylaştırıyorsa; bulunduğunuz topluluk yokolma sürecine girmiş demektir. Sürecin sonunda ise sanat  sizi yoketmek ya da köleleştirmek için geri dönecektir. Tarihte çok az topluluk bu geri dönüşü aydınlanmaya çevirip hayatta kalabilmiştir.

Eğer nefes alacak ortamı, beslenebileceği topluluğu ve paylaşacak aklı bulamazsa sizi terkeder. Geri dönüşü ise (mutlak dönecektir) yıkım ya da doğuş getirir.

Komşu kabileniz sizin elinizdeki tunçtan yapılmış kılıçlardan daha sert olan kromdan yapılmış kılıçlarla kapınıza dayandığında artık yeni tanrınız Crom’dur. Aslında kapınıza dayanan ise “sanat”tır. Siz ise Crom’a adanmış kurbanlar haline gelirsiniz.

Peki karşınızdaki, baştan aşağı mücevherlele donatılmış ve elinde altından yapılmış kılıcı olan bir kral olsaydı ? 

Poetica bıçağın üzerine aklın açtığı kanyoludur. 

Fırçadaki boya, teldeki titreşim, közdeki maden, keskideki toz, dildeki söz… Bu sonsuz çeşitleme içerisinde ise tek ortak nokta insandır. Sanat ise insan topluluklarını oradan oraya sürükleyip kıyıma uğratan bir araç olabildiği gibi aynı zamanda onun sürüden ayrılıp ayakları üzerinde durmasını sağlayan, omurgasını dikleştiren ve içerisinde “kendi öz omurgasından” flüt yapma isteği uyandıran, kendi sözlerini söylemeye iten güçtür.

Sanat adına yapılan her eylemin amacı onu anlayacak ve yükseltecek ruha ulaşmaktır. Bu çabayla; arkasında kalan diğer her şeyi etkisi boyutunda ezecek ya da tarihten tamamen silecektir.  Zamanı geldiğinde kendi elleriyle yarattığı öyküleri bile yenileriyle değiştirecektir, canlıları da yeni canlılarla.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar