Hasan Hüseyin Korkmazgil

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL ESERLERİ

  1. Akarsuya bırakılan mektup, Hasan Hüseyin Korkmazgil

  2. Haziranda Ölmek Zor, Hasan Hüseyin Korkmazgil

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL HAYATI

Hasan Hüseyin KORKMAZGİL 1927’de Sivas’ın Gürün ilçesinde doğdu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Öğretmenliğe Maraş-Göksun’da başladı. Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. 1955-1960 yılları arasında Gürün’de ve Sivas’ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı. 1960’da İstanbul’a, sonra Ankara’ya yerleşti. Akis dergisinde çalıştı, bir süre de Forum dergisinin sanat sayfalarını yönetti (1968-1970). Türkiye İşçi Partisi Çorum Milletvekili adayı olduğu sıralarda, “Bütün ırmakları dünyanın, Kızılırmak’tan geçer” diye başladığı destansı kitabı Kızılırmak (1966) nedeniyle hakkında 142. maddeden dava açıldı, yargılandı, aklandı. Sosyal Adalet dergisinde makaleler yazdı, Basın-İş Sendikası genel sekreterliği yaptı.

Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Hasan Hüseyin’in ilk şiiri 1959’da Dost dergisinde çıktı. Bu yıllarda mizahi hikayeleri de yayımlandı. Hiroşima adlı ilk kitabı yayıma hazırlanırken 1962’de Düşün Yayınevinde yangın çıkması sonucu daha sonra Kavel (1963) adı ile (“Kavel Grevi”nden esinlenerek) çıktı. Kavel ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı’nı, Kızılkuğu (1971) ile TRT’nin Sanat Başarı Ödülü’nü, Filizkıran Fırtınası (1981) ile Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü’nü ve Nevzat Üstün Şiir Ödülü’nü aldı. Ozanın neredeyse kitaplarının tüm bölümleri, çocukluğundan beri Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal gibi mısralarından büyük ölçüde etkilendiği Yunus Emre’nin satırlarıyla başlar. Diğer bazı yapıtları; Ağlasun Ayşafağı (1966, Kendi tanımıyla; Kızılırmak gibi “Nehir Şiir” olarak kaleme alındı), Acıyı Bal Eyledik (1973), Koçero Vatan Şiiri (1976), kitabın son bölümündeki yitik şiirler; şairin 1952-59 yılları arası kaleme aldığı eserleridir), Haziran’da Ölmek Zor (1976), Filizkıran Fırtınası (1977), Acılara Tutunmak (1981), Ozanın eşi Azime Korkmazgil tarafından yayıma hazırlanan; Kandan Kına Yakılmaz (1985) Tohumlar Tuz İçinde (1988). Şairin kaleme aldığı gülmece öyküleri ve çocuk kitapları ile birlikte tüm şiirleri 15 kitap olarak Bilgi Yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Hasan Hüseyin’in kendi kaleminden…

“Ozanın da yaşı yoktur, şiirin de. Ozan radyum gibi uranyum gibi bir maddedir. Şiiryum! Kendini yiyip bitirmesi beşikten mezara dek sürer ozanın; yanar,yanar, yanar; durmadan yanar! Solumaktır şiir, yürümektir, yüzmektir, yiyip içmektir, şakımaktır, sevmektir, kavga etmektir, gülüp ağlamaktır şiir, ozan için; bunlardan nasıl usanılır, nasıl vazgeçilir… Bence şiir bir sürekliliktir. Onu tanımların dar, tutucu, kısır kalıpları içine sokmaya çalışmak boşunadır. O, evrensel köprülerden geçe geçe, zaman zaman, politik, ideolojik renklere bulaşa dolaşa, yürüyüp koşup uçup gider. Onuya kaladığımızı sandığımız anda yerde bir de bakarız ki birkaç tüy, birkaç kabuk kalmış elimizde.Kovalamaca yeniden başlar.”

“Derin duyarlığı, gür sesi, geniş soluğu, renkli hayali, işlek Türkçe’siyle diyalektik bir görüş ve insancıl bir bakışa yaslanan hayat ve tabiat sevgisi, barış ve özgürlük tutkusu, devrim ve bağımsızlık özlemiyle kaynaşan bir şiir düzeyi…”

Hasan Hüseyin 1983 yılında beyin kanaması geçirdi ve bir yıl tedavi gördükten sonra 26 Şubat 1984’te arkasında, tiyatro oyunları, gülmeceler, çocuk kitapları ve 500’ü aşkın şiir bırakarak aramızdan ayrıldı.

Değerli Ozan’ı, büyük bir aşkla bağlı olduğu eşi Azime Korkmazgil’in satırları ile uğurluyoruz;

“Yaratmak istediğin en son şeyin özü de, biçimi de sevgiye, barışa, kardeşliğe, eşitliğe dayanmalıydı. Açlığı, işsizliği, zulmü ve yalnızlığı tatmıştın. Ağrıları tanır, yüreğini şiirlere şarkılara dökerdin. Gecen gündüzün şiirdi, aşkın özlemin şiirdi. Ve her bir şiirin gün ışığına çıkarılışı, koskoca bir kavgaydı, sancıydı, coşkuydu, ölümdü. Kendinle boğuşmanın her bitiminde bir başka yaratışın arayışlarına yönelir, yeni bir özgürlüğe doğru koşardın. Her kanatlanışında yepyeni deyişlere, anlatımlara, ufuklara varmaktı muradın, tepeden tırnağa arı bir ozandın sen; o dağlarda da, bu yerlerde de…”

Reklamlar