Konstantinos Kavafis

Konstantinos Kavafis Eserleri

  1. Barbarları Beklerken, Konstantinos Kavafis

  2. İlk Basamak, Konstantinos Kavafis

  3. Komageneli Ozan Iason Kleander’in Üzüntüsü, Konstantinos Kavafis

  4. Şehir, Konstantinos Kavafis

  5. Surlar, Konstantinos Kavafis

  6. Sesler, Konstantinos Kavafis

  7. İstekler, Konstantinos Kavafis

  8. Tanrının Antonius’u Bırakması, Konstantinos Kavafis

  9. İthaka, Konstantinos Kavafis

  10. Gittim, Konstantinos Kavafis

  11. Theodotos, Konstantinos Kavafis

  12. Manuel Komnenos, Kostantinos Kavafis

  13. O Evin Önünde, Konstantinos Kavafis

  14. İkindi Güneşi, Konstantinos Kavafis

  15. Kurtarıcı Dimitrios (İ.Ö. 162-150), Kostantinos Kavafis

Konstantinos Kavafis Yaşamı

Tam adı Konstantinos Petrou Kavafis’tir. Baba Pedros Kavafis (Kavafoğlu. Kavaf: Ayakkabıcı esnafı) ile anne Harikleya Fotiyadis, İstanbulludur ve İskenderiye’ye göç etmiştir. Konstantinos, ailenin dokuzuncu çocuğudur. Doğum tarihi, eski hesaba göre 17 Nisan, yeni hesaba göre 29 Nisan 186 3 ’tür. 1870’te babasının ölümü üzerine anne, çocuklarını alarak 1872’de Londra’ya gider, fakat yedi yıl sonra tekrar İskenderiye’ye dönmek zorunda kalır. Kavafis, İskenderiye’de ticaret lisesine yazdır ve evde özel dersler alır. Haziran 1882’de İngilizler, İskenderiye’yi işgal edince ailesi İstanbul’a göçer.

Konstantinos, 1882-1885 yılları arasında İstanbul’da yaşadı. İstanbul’da kaldığı üç yıl boyunca Fenerli Rumların tarihlerini ve yaşam biçimlerini yakından inceledi; Bizans ve Yunan tarihi ile Çağdaş Yunanca konuşma dili Demotikos üzerine incelemeler yaptı, ilk eşcinsel deneyimlerini bu kentte yaşadı. Şiir yazmaya bu kentte başladı. 1885’te annesiyle birlikte İskenderiye’ye döndükten sonra Su İşleri Bakanlığı’nda kâtip (1892-1922) ve İskenderiye borsasında simsar olarak çalıştı. İş arkadaşı İbrahim el-Kayar, anılarında, “Sular İdaresi’nde kâtiplikle işe başlayan, daktilo olmadığı için o sıralar mektupları elle çoğaltan, çok iyi İngilizce bildiği için, kendini gösterip bölüm şefi olan; yazıların düzeltilmesi işinde çok titiz davranan, noktalama konusunda işi ukalâlığa vardıracak kadar dikkatli olan, bir virgülün eksik olduğunu söyleyerek insanları çıldırtan; ama işinde dalga geçen, mesai bitiminde arkasından atlı kovalıyormuş gibi bürodan kaçarcasına çıkan; çok kurnaz, şeytana külahını ters giydiren; sevimli, pinti, huysuz, bencil; çağıyla pek ilgilenmeyen, tarihle ilgisini de en fazla I.S. 13. yüzyılla sınırlandıran garip bir insan ve şair …” olarak tanımlar Konstantinos Kavafis’i.

Kavafis, yaşamı boyunca çok az yazdı, yazdığından da azını yayımladı. Kendi varlığından ağır ağır damıtarak yazdığı şiirlerin bir bölümünü atar, atmadıklarını da durmadan düzeltirdi. Belli bir düzeye geldiğine inandığı şiirlerini tek yaprak hâlinde dostlarına gönderirdi. İlk şiirlerini 1903’te Yunanistan’ta yayımladı. Bir yıl sonra 14 şiirden oluşan ilk kitabım çıkardı. 1907’de “Nea Zoe” adlı edebiyat dergisinin çevresinde toplanan genç edebiyatçılarla ilişki kurdu. 1910’da birinci kitabını, 12 şiir daha ekleyerek yeniden yayımladı. Elli yaşından sonra, dostlarına daha önce göndermiş olduğu tek tek şiirleri geri almak için çok ter döktü. Ölümünden önce 154, ölümünden sonra “Bulunan Şiirler”, “Yayımlanmamış Şiirler” başlığı altında yayımlanan 75 şiiriyle birlikte toplam 229 şiir yazdı.

En önemli şiirlerini 40 yaşından sonra yayımlaması, Kavafis’in neden kendini “yaşlılığın şairi” olarak nitelendirdiğini açıklar. Başlangıçta Atinalı meslektaşları tarafından alaya alınan İskenderiyeli şair, 1932 yılında Yunanistan’a yaptığı yolculuk sırasında ünlendiğine bile tanık oldu; gırtlak kanseri ameliyatı geçirdiği hastanedeki odasının önünde uzun ziyaretçi kuyrukları oluştu ve İskenderiye’ye döndükten kısa bir süre sonra da öldü (1933).

Kavafis, Hristiyanlığa, milliyetçiliğe ve heteroseksüelliğe ilişkin geleneksel değerleri reddetmiş, şiirlerinde Roma, Bizans ve Helenistik dönem tarihlerinden hareketle yarattığı dramatik atmosfer içinde güncel olanı lirik bir dille ele almıştır. Kullandığı dil, klasik kurallara bağlı kalınarak geliştirilmiş gösterişli ve incelikli Katharevusa ile halkın konuştuğu Demotikosun özgün bir karışımıdır. Üslûbu ve şiirlerinin tonu ise içten ve gerçekçidir. Düzyazının sınırında duran şiirlerinde imgeye pek rastlanmaz.

 

Reklamlar