Metin Eloğlu

 

METİN ELOĞLU ESERLERİ

  1. Yığı, Metin Eloğlu

METİN ELOĞLU HAYATI

Metin Eloğlu’nun babası Boyabat’ın Perçincik köyünden Hasan efendidir. 1886 da doğar. Orta halli bir çiftçi olan Halit ağanın biri kız, dördü oğlan beş çocuğundan biridir. Yirmi yaşında, evliyken, karısını ve Fatma adlı kızını köyde bırakarak İstanbul’a göç eder. Şehzade Yusuf İzzettin’in konağına bahçıvan olarak girer. Bitişikte oturan komşu kızı Nahide’ye gönül verir. Ailesinden istetir. Evlenirler.

Hasan efendi, Cumhuriyet’in ilanından sonra Belediye Bahçeler Müdürlüğü’ne girer. Kadıköy, Taksim ve Gülhane parklarının düzenlenmesinde emeği geçer. Ressam yaradılışlı bir kişidir. Çiçeklerle enikonu tablo çizer. 1957 de memleketi Boyabat’ta ölür.

Eloğlu’nun annesi Nahide hanım 1902 doğumludur. Çok güzel nakış işler, masal anlatırmış. Tatlı bir konuşması varmış. Eloğlu. Türkçe zevkini ondan almış.

Hasan efendi ile Nahide hanımın ilk çocukları bir oğlandır: Yusuf Kenan. Bir yaşına varmadan ölür. Ardından, 1922’de bir kızları olur: Güzin. 11 Mart 1927 de Çamlıca’da Eloğlu doğar. Komşulardan İrfan bey (Kuleli Askeri Lisesi Fransızca öğretmeni) Güzin’e uysun diye adını Metin koyar. Göbek adını da Mehmet …

Eloğlu’nun çocukluğu Çamlıca’da geçer. İlkokulun üç yılını Bulgurlu’da, iki yılını Kısıklı’da okur. Başarılı bir öğrencidir, belleği güçlüdür. Bu yüzden ilkokulu kolaylıkla bitirir. Üsküdar, Sultantepe ortaokuluna girer. Okul müdürü İ. Hilmi Soykut bir şairdir. «Sen de Leyla’dan mı öğrendin cefakar olmayı» şarkısının sözlerini o yazmıştır. Eski edebiyatı sever, aruzu iyi bilir, öğrencilerine de belletmeğe uğraşır. Yedinci sınıfta yeni bir şair öğretmen gelir: Sabahattin Kudret Aksal. Bir önceki öğretmenin tersine, o, yeni edebiyatı tutar, öğrencilerine de benimsetmeğe çalışır. Nitekim, karatahtaya ilk yazdığı şiir Orhan Veli’nindir : «Masal».

Eloğlu’yla S. K. Aksal arasında arkadaşlığa varan bir ilişki kurulur. Eloğlu o sıralar yazdığı şiirleri öğretmenine gösterir. Onun salık verdiği dergileri – Serveti Fünun, Varlık vb. – ilgiyle izler. Gelgelelim, S. K. Aksal’la arası ne kadar iyi ise resim öğretmeni Selim Turan’la da o kadar kötüdür. Yaramazlıklarından dolayı, S. Turan, sık sık onun kulağını çekmektedir.

Ortaokulu bitirince, Eloğlu, Konservatuar’a yazılmak ister. Amacı aktör olmaktır. Çünkü, tiyatroyu sever. Matematik ve fizikten ise hiç hoşlanmaz. Konservatuar’ı yeğ görüşünde bunun da payı vardır. Gelgelelim, ana – babası oğullarının Ankara’da parasız yatılı okumasına razı olmazlar. Bunun üzerine, Eloğlu matematiksiz bir başka okul seçer: Sınavı kazanır, 1943 te Güzel Sanatlar Akademisi ‘ne girer. Iki yıl düzeniice okur. Bol bol şiir yazar, sol eğilimli şairlerle dostluk kurar. Üçüncü yıl beklenmedik bir şey olur: Bir arkadaşının meyhanede yaptığı bir gevezelikten ötürü tutuklanır. İki ay Emniyet’te kalır. Epey acı çeker. Sonra, suçsuzluğu anlaşılarak salıverilir. Fakat bu arada Akademi yöneticileri okuldan kaydını silerler. Eloğlu çok uğraşır kaydını yenilemek için, ama başaramaz. Bunun üzerine, konuk öğrenci yazılarak 1947 ye değin dersleri izler.

Akademi bitmeden askere alınır. İzin tecavüzü dolayısıyla altı aya hüküm giyer. Bu yüzden kopuntulu olarak, beş yıl askerlik yapar.

Askerdeyken; Diyarbakır, Sivas. Malatya, Siirt, Bingöl, Elazığ ve İstanbul’u dolaşır. Terhis olunca, bu kez ekmek derdiyle karşılaşır. 1952 de Yıldız Bahçeler Müdürlüğü’ne yazıcı olarak girer. Dayanamaz, üç ay sonra, Müdür’le çekişerek ayrılır. Bir süre işsız kalır. Sıkıntılı günler geçirir. Neyse, sonunda ressamlık imdadına yetişir. 1963 ten günümüzedek bu uğraşla hayatını kazanır. (Arada bir dekoratif işler de yapar.) Aydın, İzmit, Konya, İstanbul , Mersin, İzmir, Ankara, Adana, Bursa gibi illerde sergiler açar.

1953 te Kadın gazetesi adına kendisiyle «röportaj» yapmağa gelen Güzin Ergur’la tanışır. G. Ergur Fransız Filolojisi ile Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirmiştir. I.T.Ü. Sismoloji Enstitüsü’nde çalışmaktadır. Tanışmaları arkadaşlığa ve aşka dönüşür. 1957 de evlenirler. Biri Hasan, öbürü Şiir adlı iki çocukları olur. 1963 te ayrılırlar.

Eloğlu, aynı yıl Demokrat İzmir’de bir ay gazete ressamlığı yapar. Orada tanıştığı ressam Suzan Azbazdar’ın yeğeni Nur Türetken’le evlenir. Yeni eşi edebiyata düşkündür, şiir de yazar. Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümündendir.

Eloğlu’nun ilk şiiri -Sabah Şarkısı- 1943 te Kovan dergisinde çıkar, Mehmet Metin imzasıyla. 1944 te aynı imzayla Serveti Fünun dergisinde ilk hikayesi yayımlanır: «Balıkçı Çocuklar Şehri» . Bunu, 1944-52 yılları arasında Serveti Fünun, İstanbul, Söz, Varlık, Kaynak, Yaprak, Fikirler, Kervan, Yeditepe, Seçilmiş Hikayeler, Edebiyat Dünyası gibi dergilerde asıl adıyla basılan şiirleri izler. Bunlardan yaptığı bir seçmeyi 1951 de Düdüklü Tencere’de toplar. Kitap büyük bir ilgiyle karşılanır. Övgü ve yergi dolu yazılara konu olur.

Eloğlu 1950 de Limasollu Naci’yle ancak üç sayı sürebilen bir dergi çıkarır: Yeni Dergi. 1955 te i lhan Selçuk’un yönettiği «Kırk Bir Buçuk» mizah dergisinde Şekispir takma adıyla yayımladığı «Demokrat Aile» başlıklı bir perdelik güldürüden kovuşturmaya uğrar. «Aile müessesesini tahkirden» bir buçuk aya hüküm giyer. Cezası ertelenir.

1950 – 61 arasında Yeditepe, Türk Dili, Pazar Postası, Seçilmiş Hikayeler, Dost, Yenilik, Değişim dergilerinde yayımlanan şiirlerinden bir bölüğünü Sultan Palamut (1957). Odun (1959) ve Horozdan Korkan Oğlan (1961) adlı kitaplarına alır.

Sultan Palamut’a daha basımevindeyken el konulur. «Örf ve adiltı tezyiften» kovuşturma açılır. Eloğlu Ankara’ya gidemez. Avukatı Bülent Nuri Esen ise duruşmaya girmez. Bu yüzden, yargılama bir ay hapisle sonuçlanır. Eloğlu, durumu sonradan öğrendiğinden kararı temyiz edemez. Neyse ki cezası yine ertelenir.

1961 den sonra, Dost, Sosyal Adalet, Dönem, Papirüs, Soyut, May, Güney, Yeni Edebiyat ve Türk Dili dergileri ile Yeni Gazete’de, Ulus ve Cumhuriyet’te şiirler yayımlar. Bunlardan bazılarını Türkiye’nin Adresi (1965) ile Ayşemayşe (1968) adlı kitaplarında toplar. Son yıllarda yazdığı şiirlerini de Dizin adı altında bu yıl yayımlıyor.

Eloğlu’nun güftesini yazdığı «Gurbet Yorganı» şarkısını Selmi Andak besteler. 1970 te Esin Afşar, Bulgaristan’da Altın Orfe yarışmasında okur. Üçüncülük kazanır.

Eloğlu, şiir ve resmin dışında eleştiri, hikaye ve oyunla da ilgilenir. Nitekim, Ali Haziranlı takma adıyla Yeditepe’de (1955-62) resim eleştirileri, Etem Olgunil, Nil Meteoğlu takma adıyla Güney’de (1969-71) kitap tanıtma yazıları, konuşular yazar. Dergi ve gazetelerde kalmış otuz kadar hikayesi vardır. Ayrıca, biri bitmiş, biri bitmek üzere olan iki de oyun kaleme almıştır: Ortanca, Kimse Yok. Yakında, bunları da yayımlamak niyetindedir. Seramik çalışmaları da vardır.

Reklamlar