Oğuz Atay

OĞUZ ATAY ESERLERİ

  1. Unutulan, Oğuz Atay

  2. Tehlikeli oyunlar, Oğuz Atay

OĞUZ ATAY HAYATI

Oğuz Atay 12 Ekim 1934’de İnebolu’da doğdu. Hukukçu olan babası Cemil Atay ağır ceza reisliğinde bulunmuş, bir süre de CHP milletvekilliği yapmıştır. Atay kişiliğindeki akıl-duygu kutupluluğunu, annesinden duygu, babasından da akıl yönünü aldığı biçiminde açıklar günlüğünde: “Hürriyet mefhumunu ve bütün saf davranışlarını bildiğim halde aklımı senden aldım. Bazı duygularımı da sen kızacaksın ama, annemden tevarüs ettim”(

Atay, 1939 yılında ailesiyle birlikte Ankara’ya geldi. 1951 yılında Ankara Maarif Koleji’ni, 1975’de de İ.T.Ü. İnşaat Fakültesini bitirdi. Daha sonra 1960’da İstanbul Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nin İnşaat Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı; topografya ve yol inşaatı derslerini okuttu. 1975 yılında da doçentliği onaylandı. Çeşitli bilimsel çalışmaları arasında “Topografya” adlı bir de uzmanlık kitabı bulunmaktadır.

13 Aralık 1977’de yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak İstanbul’ da ölen Oğuz Atay, ilk romanı “Tutunamayanlar” ile 1970 TRT-Roman ödülünü almıştır. Bu romanı, ödül kazanmasına karşın, biçimsel özellikleri nedeniyle, ticari açıdan kuşku uyandırmış ve hemen yayımlanmamıştır. Cevat Çapan, bu konuda şöyle diyor: “Uzun süre bir yayıncı arama dönemi başladı. Yayıncılar kitabı okuyunca – zaten çoğu sonuna kadar okumuyordu- basmaktan vazgeçiyordu. Bu vazgeçiştc kalın olması, maliyetini kurtarmama tehlikesi gibi gerçekçi kaygılar rol oynamıştı.”(2) Çapan’ın “böyle bir kitap karşısında hayranlık dolu yazılar çıkması beklenirdi” demesine karşın;roman 2 yıl kadar olumlu ya da olumsuz bir tepki almadan bekledi ve 1972 yılında basılabildi. Yazarın ikinci romanı “Tehlikeli Oyunlar” ise 1973 yılında yayımlanmıştır.

Atay, düz yazının diğer bir dalında, öykücülükte de ürün vermiş, öykülerini “Korkuyu Beklerken” başlığı altında toplamıştır. Alışılmışın dışındaki biçim denemelerini tiyatro alanında da sürdüren yazarın, “Oyunlarla Yaşayanlar” tek tiyatro yapıtıdır.

Yazarın 1975 yılında basılan “Bir Bilim Adamının Romanı” adlı yapıtı ise biyografik romandır. Batı edebiyatında, gerçekten yaşamış olan bir kişinin yaşamını konu alan romana “Biyografik roman” denir. Bu türün Türk edebiyatındaki ilk örneği olan “Bir Bilim Adamının Romanı”, yazarın İstanbul Teknik Üniversitesi’nden hocası olan Prof. Mustafa İnan’ın yaşamını konu alır.

Henüz yayımlanmamış olan “Eylembilim” isimli uzun anlatı ve yazarın 1983 yılında bulunmuş olan günlüğü, onun son yapıtlarıdır.

Kısa süren yaşamında Türk edebiyatına iz bırakıcı nitelikte öncü yapıtlar kazandıran yazar, ölmeden önce “Türkiye’nin Ruhu” adını verdiği bir roman üçlemesi ile ilgili olarak çalışmalar yapmaktaydı. Bu dizide, Türk toplumunun kolektif bilinçaltını tarihsel bir evrim süreci içinde yansıtmayı, birey-devlet, birey-toplum ilişkilerini konu edinmeyi amaçlıyordu.

Oğuz Atay, yapıtlarının yankı uyandırmamasının kendisini çok üzdüğünü günlüğünde de vurgular. Uzun süre aydın çevrelerin ilgisiz kalışını Aykut Tankuter şöyle açıklıyor: “Atay’ın romanını tartışmak, yaşadığımız ortamı, ilişkilerimizi daha başka bir boyutta ve daha farklı kelimelerle tartışmayı da beraberinde getireceğinden, gözardı edildi yapıtları.”

Reklamlar