Oktay Rifat

OKTAY RİFAT ESERLERİ

  1. Akşam Balığın Karnında Bekliyor, Oktay Rifat

  2. Gündüze Geceye Özlem, Oktay Rifat

  3. Yedi Dağın Ardındaki, Oktay Rifat

  4. Eşik, Oktay Rifat

  5. Kadeh, Oktay Rifat

  6. Telefon, Oktay Rifat

OKTAY RİFAT HAYATI

Oktay Rifat 10 Haziran 19l4’te Trabzon’da doğdu. Şair ve dilci Samih Rifat’ın oğludur. Ankara Erkek Lisesi’nden sonra girdiği Ankara Hukuk Fakültesi’ni 1937’de bitirdi. Devlet sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı hesabına Paris’e gönderildi. II. Dünya Savaşı nedeniyle, orada yaptığı doktora çalışmasını tamamlayamadan 1940’ta Türkiye’ye döndü. Bir süre Maliye Bakanlığı’nda, daha sonra Matbuat Umum Müdürlüğü’nde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. 1955’te İstanbul’a yerleşerek avukatlığını sürdürdü. Sonra Devlet Demir Yollan’na girdi ve emekli olana değin bu kurumda çalıştı.

Karga ile Tilki adlı şiir kitabıyla 1955 Yeditepe Şiir Ödülü’nü, Şiirler adlı kitabıyla 1970 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü, Bir Cigara İçimi adlı kitabıyla 1980 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü, Dilsiz ve Çıplak adlı kitabıyla 1984 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. Yağmur Sıkıntısı adlı oyunu Ankara Sanat Sevenler Derneği’nin Yılın En İyi Oyunu Ödülü’nü ve TRT 1970 Sahne Eserleri Yarışması’nda Başarı Ödülü’nü aldı. Danaburnu adlı romanına 1981’de Madaralı Roman Ödülü verildi.

Şiirle lise sıralannda uğraşmaya başlayan Oktay Rifat ilk şiirlerini 1936-1944 arasında “Varlık” dergisinde yayımladı. Daha sonra sürekli olarak “Aile”, “Yaprak”, “Yeditepe”, “Yeni Dergi” gibi dergilerde şiirleri görüldü.

Liseden arkadaşı olan Orhan Veli ve Melih Cevdet’le birlikte 1937’de “Varlık” dergisinde yaptıkları çıkış Türk edebiyatında, daha sonra Garip olarak adlandırılacak olan şiir akımını doğurdu. 1941’de Orhan Veli’nin hazırladığı Garip adlı şiir kitabında Orhan Veli ve Melih Cevdet’le birlikte onun,şiirleri de yer aldı. Kitabın Orhan Veli imzasını taşıyan önsözünde getirilmek istenen yeni şiirsel tutumun özellikleri anlatılıyor, her türlü şairanelikten ve sanatlardan uzak, ölçü ve uyaktan arınmış bir şiir savunuluyordu. Farklı tepkilere yol açan Garip’teki şiirlerde, kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına lirik olmayan bir biçimde yaklaşılıyor, şiire o zaman için yepyeni olan konular getiriliyordu.

1945’te yayımlanan Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler adlı kitabında, Oktay Rifat’ın bir yandan Garip çizgisini sürdürmeyi denerken bir yandan da geleneksel biçimlere döndüğü izlendi. Bu kitaptaki, şiirlerden bazıları ölçülü uyaklıydı, hatta “Türkân’a Ağıt” şiirinde olduğu gibi geleneksel koşma biçiminde yazılmıştı. Özellikle kitabın ikinci bölümünde yer alan “Paul Valéry’ye Ağıt” “Gemi” “Türkân İçin” ve benzeri şiirler biçimsel olarak eski şiirle bağları koparmayan örneklerdi. “Şehitlik” gibi bir iki şiirde ise bireyselden toplumsal trajiğe geçilmişti.

1952 ve 1954’te çıkan Aşağı Yukarı ve Karga ile Tilki adlı kitaplarda ise çok daha özgür bir söyleyişe ulaşılmıştı. Kimi edebiyat adamlarınca, bu döneminde, Fransız şairi Jacques Prévert’in etkisinde, ama ondan daha başarılı şiirler yazmış olduğu belirtilen Oktay Rifat, geleneksel söz sanatlarının özelliklerini, söyleyişlerini, çağdaş yaşamdan görüntülerle dönüşüme uğratarak değerlendirmekteydi. Yer yer düzyazıya, hatta senaryoya yaklaşan, özellikle tekerlemelerden yararlanan uzun şiirlerinde, yerel ağızlardan argoya dek konuşma dilinin çok değişik olanaklarını kullanıyordu. Toplumsal konularda ince alay dolu, eleştirel bir yaklaşımla, eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı çıkıyor, ezilen, sömürülen insanları savunuyordu. Aynı günlerde yazdığı “Telefon” adlı şiiri ise bir başyapıt olarak değerlendirilmiş ve yıllarca dillerden düşmemiştir. Yaprak dönemi diye anıiabiiecek bu dönemde yazdığı şiirlerle Oktay Rifat toplumcu bir şair görünümü kazanmıştır.

1956’da çıkan Perçemli Sokak adlı kitabında ise çok değişik bir şiire yöneldiği izlendi. Kitabın başındaki bildirgede “Kelimeleri kullanmak, göz önüne birtakım görüntüler getirmek, gerçekle oynamak, gerçeği kurcalamakla birdir,” diyerek, “gerçeğin gündelik düzenini değiştirmek” ya da gerçeğe başka bir açıdan bakmak yoluyla alışkanlıkları aşmaya, gerçeğe kelimelerin alışılmış düzenini değiştirerek ulaşmaya çalışıyordu. Ortaya anlamı zorlayan, anlamsızın sınırlarında dolaşan imgeci bir şiir çıkmıştı. 1958’de İkinci Yeni şiir akımının yaygınlaşmaya, “anlam rastlansaldır” sloganının etkisiyle “anlamsız şiir” nitelemesinin iyice yerleşmeye başladığı dönemde ise, Oktay Rifat Âşık Merdiveni’ni
yayımladı. Bu kitaptaki şiirler Perçemli Sokak’tdki şiirlerin devamı gibi görünseler de, aslında çok değişik bir anlayışla yazılmışlardı. İmgeler artık anlamı “gerçeğin gündelik düzeni” dışına çekmeye değil, çoğaltmaya, güçlendirmeye yönelikti. Arada halk söyleyişleriyle örülmüş düzyazı şiirler de yer alıyordu. Toplumsal eleştiri gene gündeme gelmişti.

Bu kitabı bir suskunluk dönemi izledi. Sekiz yıl sonra 1966’da yayımlanan Elleri Var Özgürlüğün adlı kitabın başındaki Yunan mitolojisine yaslanan uzun dizeli şiirler, kapalı, ama güçlü ve sarsıcı şiirlerdi. Kitabın ikinci bölümü ise, yıllarca süren biçim arayışlarının getirdiği ustalıkla kurulmuş kusursuz yapı örnekleriyle dolu ve daha sonraki kitapların bir habercisi gibiydi.

1969’da yayımlanan Şiirler Oktay Rifat’ın kırk yılı aşan şiir uğraşının bireşimi diye nitelendi. Bu kitabında imgelemden özgürce yararlandığı, Türkçenin se s zenginliğini geniş bir sözcük dağarcığında en güzel biçimde kullandığı görülüyordu. İzlenimci (empresyonist) resimleri andıran kimi şiirlerinde, doğa ön plana çıkarılıyor ve özellikle doğa-insan ilişkileri üzerinde duruluyordu. İmgeci tutum hiçbir sınır tanımayarak, yer yer gerçeküstücü görüntülere varacak kadar ağırlaşıyor, yer yer de tam bir somutluk, duruluk kazanıyordu. Yeni Şiirlerde bu yaklaşımın bir devamıydı. Kitabın son bölümünde dörtlük, sone, gazel gibi şiir biçimlerinden yararlanılarak yazılmış, özellikle Fatih’le ilgili şiirler, çağdaş bir sanatçının tarihe yaklaşımının ilginç örnekleriydi.

Şiirde ulaştığı yüksek düzeyi Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak, Koca Bir Yaz adil kitaplarında da sürdüren Oktay Rifat, 18 Nisan 1988’de öldüğünde Türk şiirinin doruklarına yükselmiş bir sanatçı olarak anılıyordu.

On altı şiir kitabı, üç roman yayımlamış, Fransızcadan çeviriler yapmış, çeşitli tarihlerde, çeşitli sahnelerde oyunları oynanmıştı. Topluca basılan Kadınlar Arasında ya da Fettab Paşalar, Birtakım İnsanlar, Atlarla Filler ya da Dirlik Düzenlik, Çil Horoz-, Yağmur Sıkıntısı adlı oyunlarının yanı sıra, Oyun İçinde Oyun-, Zabit Fatma’nın Kuzusu gibi yayımlanmamış oyunları da vardır.

OKTAY RİFAT YAPITLARI

Şiir
Garip (O. V. Kanık ve M. C. Anday ile), 1941; Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler, 1945; Güzelleme, 1945; Aşağı Yukarı, 1952; Karga ile Tilki, 1954; Perçemli Sokak, 1956; Âşık Merdiveni, 1958; Elleri Var Özgürlüğün, 1966; Şiirler, 1969; Yeni Şiirler, 1973; Çobanıl Şiirler, 1976; Bir Cıgara İçimi, 1979; Elifli, 1980; Denize Doğru Konuşma, 1982; Dilsiz ve Çıplak, 1984; Koca Bir Yaz, 1987.
Roman
Bir Kadının Penceresinden, 1976; Danaburnu, 1980; Bay Lear, 1982.
Oyun
Birtakım İnsanlar, 1961; Kadınlar Arasında, 1966; Yağmur Sıkıntısı, Toplu Oyunlar, 1988.

Reklamlar