Orhan Veli Kanık

ORHAN VELİ KANIK ESERLERİ

  1. Kuşlar Yalan Söyler, Orhan Veli Kanık

  2. Sabaha Kadar, Orhan Veli Kanık

  3. Harbe Giden, Orhan Veli Kanık

  4. Derdim Başka, Orhan Veli Kanık

  5. Dağ Başı, Orhan Veli Kanık

  6. Ehram, Orhan Veli Kanık

  7. Dalga, Orhan Veli Kanık

ORHAN VELİ KANIK ÇEVİRİLERİ

  1. Pepa’ya, Gérard de Nerval

ORHAN VELİ KANIK HAYATI

O. Veli, arkadaşı Muvaffak Sami Onat’a gönderdiği mektuplardan birinde hayatını şöyle özetler: «1914 de doğum 1 yaşında kurbağadan korktum. 2 yaşında gurbete çıktım. Yedisinde mektebe başladım. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak saldım. 13 de Oktay Rıfat’ı, 16 da Melih Cevdet’i tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18 de rakıya başladım. 19 dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25 de başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim.» (1) .

(1) Varlık dergisi, 1.1.1951

Bu özeti, eleştirmen Fahir Onger’le yaptığı bir konuşmada açıp genişletir: «1914 de İstanbul’da doğdum (Beykoz). Babam Riyaseticumhur armoni orkestrası şefi klarnetist Veli Kanık. Anne tarafımdan da sanatla uğraşanlar varsa da hep amatör kalmışlardır. Çocukluğum umumiyetle İstanbul’da geçti. Cihangir’de ve İstanbul’un muhtelif semtlerinde oturduk. Annem bir eşraf kızıdır. İlk tahsilimi Galatasaray’da yaptım. Sonra babamın işi Ankara’ya nakledilince Ankara Lisesi’nde okudum. Edebiyat merakım ilk mektepten başladı. İlk mektebin daha ilk sınıflarında iken ileri sınıflarda okutulan bazı derslere karşı -bu arada tahrir dersi de vardır. Bilhassa buna karşı- bir zorluk duyacağımı tahmin ederdim. Lakin sonradan bu tahrir benim en çok sevdiğim şey oldu. Daha ufak yaşta tarih, edebiyat kitapları okurdum. Yaşıma göre hayli ağır olan bu eserlerin de edebiyata hevesim üzerine bir tesiri olmuş olabilir. Gene bu yaşlarda yazı yazmağa başladım. İlk zamanlar ‘yalnız şiir değil başka tarz yazılar da yazıyordum. Sonra şiir çalışmalarımın gelişmesinde çok tesiri olan iki arkadaşımdan Oktay Rifat’ı yedinci sınıfta tanıdım. Melih Cevdet ile arkadaşlığımız bir iki sene sonra başlar. O tarihlerden sonra bu iki arkadaşımla aynı meseleler üzerinde düşündük, konuştuk. Bu arkadaşlık mektepten sonra da devam etti. Şiir tarzlarımız arasındaki yakınlık da bu münasebetin yakınlığından olsa gerektir.

«Lise 1933 te bitti. Birkaç sene Edebiyat Fakültesine devam ettim. Felsefe okuyordum. Burayı bitiremedim. Bazı memuriyetlerde bulundum. Muallim muavinliği yaptım. P.T.T. de çalıştım… Tercüme Bürosu’nda da çalıştım. 1941-1944’e kadar askerlik yaptım. (Tercüme Bürosu’nda çalışmam askerlikten sonra olmuştur.) Şairlik ile memurluğun bağdaşamıyacağını gördüm. Şairliği tercih ettim. Mizacım beni buna mecbur etmiştir. Tercüme Bürosu’ndaki işim, temayüllerim ile telif edilebilecek gibi bir işti. Orada faydalı olabileceğimi sanıyordum. Fakat Reşat Şemsettin vekil olunca, maarifte antidemokratik bir hava esmeğe başladı. Bunun üzerine istifa etmek mecburiyetinde kaldım. Her devrede zamanımızın bütün sanatkarlarıyla tanışmalarım olmuştur. Nahid Sırrı’nın ısrarı üzerine ilk şiirlerimizi arkadaşlarımla beraber Varlık dergisine verdik.

«935 de Melih Belçika’da idi. Oktay ile (Sürrealistleri) okuyorduk. Melih ile de irtibatımızı kesinemiştik. Şiirimiz muhtelif merhalelerden geçmiştir… » (2) .

(2) Yenilik dergisi, Aralık 1953.

O. Veli Edebiyat Fakültesi’ne giderken, 1933 te Talebe Cemiyeti Başkanı seçildi. PTT’de 1936-41, Tercüme Bürosu’nda 1945-47 yılları arasında çalıştı. Yedeksubaylığını Gelibolu’da yaptı. 1 Ocak 1949 da Yaprak dergisini çıkardı. 16 Kasım 1950 gecesi Ankara’da bir kaza geçirdi: Karanlık bir sokakta sarhoş yürürken Belediye’nin kazdırdığı
bir çukura düştü. Başından yaralandı. İki gün sonra İstanbul’a geldi. Hastaneye kaldırıldı. Alkol zehirlenınesi teşhisiyle tedavi edildi. Oysa beyin kanamasından rahatsızdı. 14 Kasım’da Cerrahpaşa Hastanesi’nde öldü. Rumelihisarı Mezarlığı’na gömüldü.

 

Reklamlar