Pepa’ya, Gérard de Nerval

PEPA’YA

Pepa’cığım, gece ilerleyip de
Annen odasına çekildiği an,
Sen lambanın altında yarı üryan
Duaya başlarsın ya, eğilip de;

Hani rahatı kaçmış ruhun, seni
Gecenin koynuna terk ettiği an;
Başlığını atarsın da başından
Yatağına bir bakarsın ya hani.

Evin bütün insanlarını saran
Ağırlık yaklaşır ya, adım adım;
Güzelim, sevgilim, Pépita’cığım
Ne düşünürsün acaba o zaman?

Kimbilir belki bir garip kadını,
Çok acıklı bir romanda kahraman,
Ümidin zoruyla meydana çıkan,
Hakikatinse yalanladığını.

Belki de ancak doğura doğura
Bir fare doğuran kocaman dağlar,
Hiçbir vakit yaşanmamış sevdalar,
Şekerlemeler, belki de bir koca.

Ah! Belki de seninki kadar iyi
Bir kalbin dostça açılmalarını;
Esvabını, oyun havalarını;
Belki de beni, belki de hiçbir şeyi.

Çeviri: Orhan Veli Kanık

Reklamlar

Fantazya, Gérard de Nerval

FANTAZYA

Bir hava bilirim, dünyalara değişmem:
Bütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun,
Çok eski bir hava, ağır, hazin, muhteşem;
Yalnız ben duyarım onda ne varsa fusün!

Ne zaman o havayı dinleyecek olsam
Ruhum gençleşiverir birden iki asır,
Onüçüncü Louis devridir, vakit akşam
Batan günle sararmış bir yamaç uzanır.

Camları kızıla çalan renklerle yanar,
Kiremitten bir şato, köşeleri taştan.
Etraf çepçevre bağlar, bahçeler, parklar;
Bir dere akıyor çiçekler arasından.

Kömür gözlü bir kumral en üst pencerede;
Eskidir geçmiş zaman esvapları eski.
Görmüşlüğüm var bu kadını; ama nerde?
Hatırlıyorum, başka bir hayatta belki!

Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı

Gérard de Nerval, Ahmet Oktay

GÉRARD DE NERVAL


Siyahın gezginiyim: Her gün daha derine.
Yanar akşamla caddede vebalı lâmbalar,
Bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine;
Redingotlarıyla mumya gibi otururlar
İş yerlerinde, kahvelerde. Ve akar zaman.
Birden söner uzak bir yıldız gibi yaşaman
Demek isterim, alımlı kadının birine.

Çünkü kanar “bir mezarda bırakılan aşklar”:
Adrianne! Jenny! Yıllardır bakir bir dulum ben,
Avuntu bilmez. Nafileydi tüm yolculuklar
O arayış: Kara güneş içimdeydi zaten.
Gittim harfin ve sayının bilinmez ucuna:
Ölü yüzüm çekilmişti gecenin burcuna,
Korkmadım sokağa hapsediyorken kapılar.

Adoniram! Hançerle sınandı ustalığın
Ve açıldı gül gibi Toht Kitabı’ndaki giz:
Herkes iki’dir. Ben kimin öteki adıyım?
Söyle: Bulmak mıydı amacın ey yitik ikiz.
“İçimizde bir oyuncu, bir seyirci yaşar”
Ve “akıl ürünleri delilikten de çıkar”
Kazıyınca pıhtısını o yıkık zamanın.

Melek gülümsemiyor artık Öteki Anam,
Çekil! Çünkü “siyah ve beyaz olacak gece.”
Ulaşır mı yaralı hayvan gibi bağırsam
Sesim bencil, sevgisiz, muhkem ev içlerine?
Onulmazım. Çağcıl kentin yabanıl yitiği.
Tek giysim vebalı ışıklarla melankoli,
Bir redse kurtulmak bile istemem yazgımdan.

İki’yim: Yakalandım sokakta çırılçıplak
Ve giydirildim başkalarının sözleriyle.
Ah! Karanlığa giren görür beyazı ancak,
Hangisiyim? Biliyorum kimin gözleriyle?
Ne yapsak silinmiyor ruhtan geçmişin izi
Yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi,
Geçiyorum sokağı fenerle konuşarak

Hem yaşamın imidir hem ölümün her fener

MORG KAYDI

Giriş tarihi : 26 Ocak 1885
Adı, Soyadı : Labrunie, Gérard de Nerval deniliyor
Cinsiyeti : Erkek
Yaşı : 47
Doğum yeri : Paris (Seine)
Medenî hali : Bekâr
Mesleği : Edebiyatçı
Giyim/Eşya : Siyah ceket, siyah yakalık, gömlek,
flanel yelek, gri-yeşil pantolon,
kızıl çoraplar, boyalı ayakkabılar,
siyah şapka
Ölüm biçimi : Asılma
İntihar ya
da cinayet : İntihar
Ölüm nedeni : Bilinmiyor
Gözlem : Morga kaldırılmadan önce tanındı.
Cesede Edebiyatçılar Derneği sahip çıktı

NASİPSİZİM