Hayalet

Oğuz Haluk Alplaçin

“Alayın da acıdan kaynaklandığını ondan öğrendim ben.”

Reklamlar

Hayalet Oğuz

“Oğuz İstanbul’da yaşadı. Oğuz bir dönemi yaşadı. İncecikti. Çeviriler yaptı, şiirler yazdı, dünyayı ve çevresini izledi. Hiçbir zaman bir evi, tek bir sandalyesi bile olmadı. Arkadaşlarının evinde kaldı. Birlikte yaşadığı insanlar hep övgüyle andılar onu… Üzerinde daima bir kitap bulundururdu. Kitaplığı olmadı ama güçlü bir belleği oldu. Bir bavulu bile yoktu, gerektiği zaman üzerindekileri değiştirmekle yetindi. Eşya almadı, eşya tamir ettirmedi, belki de bir tek mobilya mağazasına girmedi. Pasaport almadı, karı almadı, karı boşamadı, kimseyi gebe bırakmadı, resmi dairelere girip çıkmadı… Her şeyi hiçbir şey, hiçbir şeyi her şey olarak yaşadı… Hayalet Oğuz: yaşamını bir sanat yapıtı haline getirebilmiş ender insanlardan biri…”

Hazırlayanlar: Sezer Duru – Orhan Duru

-Ödenecekler ödendi bu yaşama
demişti Hayalet
kanayan bir yaraya dönüştürdüğü gözlerini
yumarak Panayot’un tezgâhında.
“Bu alım satım dünyasında” demişti
“bir ötekinin yurtsuzu herkes
evimi sırtımda gezdiriyorum bu yüzden.”
Alayın da acıdan kaynaklandığını
ondan öğrendim ben. Boşanmıştı güz
yaralı kentin bütün bentlerinden:
tam çukura indirilirken babası
dövünen birini görünce, “yine” demişti
“yanlış cenazaye geldim”
elinde buruşturarak bir çınar yaprağını.
Hiç unutmam, sirenlerin öttüğü bir sabah
orta üçten terk bir otel katibine
rehin bırakmıştı Green’in “Çirkin Amerikalı’sını,
çeviriyordu sayfasını üç liradan.
Bilmiyorum yağmur mu yağıyordu ağlıyor muydum
beni öptüğü zaman ıslak yanaklarımdan,
dedim: -İnsanın kendisi değil taşıyamadığı
belleği-.
Kolumdan dürtünce Şişli’nin avlusunda
paylaşılmamış bir zamanın
Ayşe, Hasan, Zeynep olan adı,
anladım ölümlerde bile biz
asla olmadık birbirimizin tanığı.

Ahmet Oktay
Bir İçkinin Öğle Vaktinde Ege’yle Düşsel söyleşi
Kara Bir Zamana Alınlık(1983)