Wolfgang Borchert

WOLFGANG BORCHERT ESERLERİ

  1. Ekmek, Wolfgang Borchet

  2. Düşlerde fener olmak, Wolfgang Borchet

  3. Ama fareler uyurlar gece – Wolfgang Borchert’in Sesi, Heinrich Böll

  4. Sonra yapılacak tek şey var, Wolfgang Borchert

WOLFGANG BORCHERT HAYATI

20 Mayıs 1921 günü Hamburg’da dünyaya gelen Wolfgang Borchert, o sıralar Die Rote Erde adlı Dadacı dergiye katkıda bulunan Fritz Borchert adlı bir öğretmen ile Hamburg Radyosu’nda çalışan yazar Hertha Borchert’in tek çocuğuydu. Annesiyle babası, Hamburg kentinin entelektüel çevrelerinde tanınan, açık görüşlü ve ilerici insanlardı.

Borchert, ilk gençlik yıllarında, dönemin birçok genci gibi kendini Nazi partisinin gençlik örgütü Hitler Gençliği’nde bulduysa da, nefret ettiği bu örgütün toplantılarına katılmadı, kısa bir süre sonra da örgütten dışlandı. Kapıların Dışında’yı yazmadan çok önce, 1938- 1940 yılları arasında kaleme aldığı yapıtlarında Nazi diktatörlüğüne başkaldırdı. 1940 Nisanında Gestapo tarafından tutuklandıysa da çok geçmeden salıverildi.

Aynı yıl Hamburg’daki bir kitabevinde çalışmaya başladı. Kitabevinde çalışırken bir yandan da oyunculuk dersleri alıyordu. 1941 başlarında kitabevinden ayrıldı, oyunculuk sınavını verdikten sonra Landesbühne Ost-Hannover adlı gezginci tiyatro topluluğuna katıldı. Ne var ki, zorunlu askerlik, çiçeği burnunda oyuncunun tiyatro uğraşını yarıda kesmesine yol açacak, Borchert 1941 Haziranında kendini Wehrmacht’ta, silahlı kuvvetlerde bulacaktı.

DOĞU CEPHESİNDE
Doğu cephesine gönderilen Borchert, orada savaşın olanca dehşetini yaşadı, çarpışmalarda ölenleri, soğuktan ve açlıktan can verenleri gözleriyle gördü. 23 Şubat 1942’de, Rus cephesindeki nöbetlerden birinden sol elinin orta parmağını kaybetmiş olarak döndü. Nöbet sırasında birden karşısına çıkan bir Ruş askeriyle boğuşurken tüfeğinin patladığını ve yaralandığını ileri sürdüyse de, komutanı onu kendi kendini sakatlayarak askerlikten kaçmaya kalkışmakla suçlayarak tutukladı ve hücreye attı. Mahkemeye çıkarıldığında savcı idam cezası istedi, ama mahkeme Borchert’in anlattıklarını doğru bularak suçsuz olduğuna karar verdi.

Gelgelelim, rejim karşıtı konuşmalar yaptığı gerekçesiyle çok geçmeden yeniden tutuklanacaktı Borchert. “Üikeyi tehlikeye düşüren açıklamalarda bulunmak”tan suçlu bulunacak, altı hafta hücre cezasına çarptırılacak, daha sonra da, “kendisini cephede kanıtlaması için” yeniden Doğu cephesine gönderilecekti.

HAMBURG’A DÖNÜŞ
Doğu cephesinde donma tehlikesi geçirmekle kalmayıp sarılığa da yakalanan Borchert, bir süreliğine izne yollanınca, o sıralar harabeye dönmüş Hamburg kentindeki bir gece kulübünde sahneye çıktı. Kışlasına döndükten sonra ordudaki bir tiyatro grubuna girmeyi başardı. Koblenz’de, bir geçici konaklama yerindeki koğuşta, 30 Kasım 1943 akşamı, Nazi Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in taklidini yapmaya kalkışınca oradaki askerlerden birinin ihbarı üzerine tutuklandı ve 21 Kasım 1944’te dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı, ama cezası ertelendi.

Yeniden birliğine dönen Borchert, bu kez zamanının büyük bölümünü Jena’daki kışlada geçirdi; daha sonra da 1945 Martında Frankfurt dolaylarına gönderildi. Aynı ay Fransızlara teslim olan bölüğü savaş tutsakları kampına gönderilirken, Borchert kamyondan atlayarak kaçtı ve Hamburg’a kadar altı yüz kilometre yürüdü. Hamburg’un ingilizlere teslim olduğu 10 Mayıs günü kente vardığında bitkin düşmüştü.

Savaşın bitimini izleyen günlerde Borchert’in sağlığı gitgide kötüledi. 1946’da hekimler annesine en fazla bir yıllık bir ömrü kaldığını açıkladılar, ama hekimlerin bu tahmini kendisine söylenmedi.

SON YILLAR
Borchert yeniden tiyatro çalışmalarına döndü ve yazmayı sürdürdü. Kısa öyküler yazdı ve 1946 yılının Aralık ayında Fener; Gece ve Yıldızlar adlı şiir seçkisini yayımladı. 1946 Aralığı ile 1947 Ocak ayları arasında kaleme aldığı Kapıların Dışında, 13 Şubat 1947’de radyo tiyatrosu olarak sunulduğunda büyük övgülerle karşılandı. Aynı yıl İsviçre’nin Basel kentinde bir hastaneye yatırılan Borchert, orada kısa öyküler yazmayı sürdürdü ve Hayır De başlıklı savaş karşıtı manifestosunu kaleme aldı. 20 Kasım 1947 günü karaciğer yetmezliğinden hayata veda etti.

AZ RASTLANIR BİR YALINLIK
Borchert’in kısa öykülerinin tümünün, şiirlerini ve o kısa oyununu dilimize kazandırmış olan Behçet Necatigil’in yakın dostu ve çalışma arkadaşı Kamuran Şipal tarafından Türkçeleştirilmiş olmasını okurlar açısından bir talihlilik sayarım. Başka bir deyişle, bir yazarın tüm yapıtlarının, belli ki hiç de rastlantısal olmayan bir biçimde aynı “ekol” eliyle Türk diline gelmesi bir kazanç sayılmalıdır.

Ama Fareler Uyurlar Gece adlı kitapta bir araya getirilen o kısa öyküleri okuduğumda, ilk ağızda dikkatimi çeken, bazılarında faşizmin buyurganlığına, savaşın kıyıcılığına karşı direniş, bazılarında kayıtsızlığın öldürücü soğukkanlılığına karşı yükselen bir ses, bazılarında da insanın çevresine, daha da ürküncü kendisine yabancılaşmasını yansıtmadaki az rastlanır yalınlık olmuştu.

VASİYET GİBİ
Borchert, kısacık yaşamında yazdığı şiirler, öyküler ve o biricik oyununun yanı sıra, bir de vasiyet gibi bir manifesto bıraktı ardında. “Sen, makinenin başında ki adam, atölyedeki adam. Yarın sana su boruları ve yemek kapları yapmayı bırakp, miğferler ve mitralyözler yapmam emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!” diye başlayan ve bugün hala kulaklarımızda çınlayan manifestoyu.

Reklamlar