Yorgo Seferis

YORGO SEFERİS ESERLERİ

  1. Yaz için bir söz, Yorgo Seferis

  2. Stratis Talasinos Bir Adamı Tanımlıyor, Yorgo Seferis

YORGO SEFERİS HAYATI

Yorgo Seferis 1900 yılında, o zamanlar oldukça zengin bir Rum topluluğunun oturduğu İzmir’de doğmuş, orada ve Herakleitos’un doğum yeri olan eski Klazomene’de, yani bugünkü İskele’de büyümüş. Ailesi yaz tatillerini Iskele’de geçirirmiş. Seferis de, Venedik-Girit Rönesansının Erotokritos adlı ünlü destanını, saatlerce ezbere okuyan buradaki balıkçılardan dinlemiş. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine, resmi makamların gözünde tehlikeli bir adam sayılan babası ailesini Atina’ya yerleştirme gereğini duymuş. Genç Seferis’i 1918’de hukuk öğrenimi yapmak için Paris’te görürüz. 1922’de Türklerle Yunanlıların arasındaki çatışmanın kızışması, İzmir’in yakılması, Yunanlıların bozguna uğrayarak kaçmaları ve binlerce yıllık bir geleneğin bir gece içinde yok olup gitmesi Seferis’in dünyasını da altüst etmiş. Seferis hâlâ Paris’te, fakat kendisini çocukluğuna bağlayan kökler ve anılardan birdenbire kopmuş bir sürgündür artık. Meslek olarak seçtiği diplomatlık gereği yurdundan sık sık uzaklaşmış Londra, Güney Afrika, Mısır, İtalya gibi ülkelerde görev yapmış 1940-50 yıllarında Ankara’daki Yunan Büyükelçiliği’nde müsteşar olarak çalışmış. Yurt dışındaki bu görevler ondaki sürgünlük duygusunu ayrıca yoğunlaştırmış. Doğduğu yerden uzak kalması, bunun bir bozgunun sonucu gerçekleşmesi hayatı boyunca onun sanatını etkileyen önemli bir özellik olmuş. Bu yüzden, “öteki kıyı”, “öteki dünya”, “öteki hayat” gibi sözleri sık sık görürüz Seferis’in şiirinde. Kendisinin uzun süre yeni kökler bulmak, yitirdiği anayurdunu şiirsel hayalgücüyle yeniden bulmak için büyük bir çaba gösterdiği açıkça ortadadır. Fakat “öteki hayat”ı bulmak için girişilen bu arayış hiçbir zaman geçmişe sığınma anlamına gelmez. Seferis için sorun geçmişin bugünkü duyarlığını yoğunlaştıracak ve bütünleştirecek bir araştırma alanı olmasıdır. Seferis’in şiirinde kendinden önceki Palamas ve Sikelianos gibi şairlerin ezgisel yanı ağır basan, abartmalı sıfatlar ve benzetmelerle dolu lirizmine rastlayamayız. Onun ses tonunu belirleyen daha çok bir düşün ya da uyanışın dilegelmesidir. Ayrıca, kullandığı imgeler çarpıcı olmakla birlikte, her zaman yalın ve işlevsel bir isim ve fiil örgüsünden kaynaklanır. Okur onun şiirlerinde gözler önüne serilen gemilere, yıkıntılara, heykellere, kaynağı mitolojiye uzanan imgelere baktıkça, zaman ve uzayın bu görünümlerinin gerisindeki bir varlığın aranışını sezer. Şimdiki zaman geçmişe açılan bir kapı olur, dış imge birdenbire iç benliğimizin bir görünümünü ortaya çıkarır. Şiirleri arasında özellikle Destansı öykü (Mithistorema) (1934) yerli gelenekle modern Avrupa şiirinin ustalarından öğrendiklerini şairin özgün bir bireşime kavuşturduğu başarılı bir yapıttır. 1963’te Nobel Edebiyat ödülü’nü alan Seferis böylece hem kendi adının, hem de Yunan şiirinin daha çok duyulmasını sağlamıştır.

Reklamlar